7 Mart 2015

GÖZÜNÜZDEN KAÇMIŞ OLABİLECEK 3 FİLM


Bazı filmler vardır ya hiç ummadığınız birisinden duyarsınız ya da bir anda karşınıza bir yazısı çıkar ilginizi çeker bulur izlersiniz. Benim nedense bu tür ilginç filmler hep karşıma çıkmış ve beni bulmuştur. Özellikle seyrettiğim bir film gerçekten çok etkileyici ise o yönetmenin nesi varsa arar bulurum. Sanırım sinema merakı ve aşkı da böyle gelişiyor işte.

SARAH’S KEY ( Elle S'appelait Sarah )-Sarah’ın Anahtarı-2010

Gilles Paquet-Brenner” ın yönettiği “Tatiana de Rosnay” ’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Sarah’nın Anahtarı” sizi sonuna kadar uzun bir yolculuğa çıkartan nefis  bir Fransız filmi. Başrolde İngiliz Hasta dan tanıdığımız “Kristin Scott Thomas” yer almakta. Film hikayesi ve oyunculukları ile ön plana çıkan bir  2.Dünya savaşı draması . Gerçekten tanıtımı,reklamı  iyi yapılsaydı eminim hayat hikayesine dayanan dönem filmleri arasındaki yerini korur, klasiklere girerdi.Hikaye Fransada yaşayan Amerikalı gazeteci bir kadının “Vélodrome d’Hiver“toplama kampındaki bir olayla ilgili makale yazma göreviyle başlıyor.Sarah Starzynski” Fransızlar tarafından yakalanmış binlerce yahudi çocuktan birisi , fakat yaptığı bir hata, verdiği çok büyük bir söz vardı. Evdeki küçük kardeşini yakalanmaması için gizli bir bölmeye kapatmış ve geri döneceğine dair söz vermişti. Mutlaka Sarah bir gün geri dönecekti. İşte böyle bir hikayeyi araştıran gazeteci kadınımız geçmiş ve günümüzden bağlantılarla gizem dolu bir yolculuğa çıkar. Filmde rahatsız eden bir çok şey var tabiî ki ama bu da zaten 2.Dünya savaşında geçen soykırımlarla ilgili yapılmış dramaların olmazsa olmazı. Diyalogların kısa ,geçişlerin çok olduğu bir yapım olmasına rağmen bu sizi asla rahatsız etmiyor tam tersine sonuna kadar sizi ekrana bağlıyor. Bu arada Sarah ın küçüklüğünü oynayan “Mélusine Mayance” ın performansının çok başarılı olduğunu da belirtmek gerekiyor. Ayrica filmin sonlarında ise ufak ama çok önemli kilit bir rolde “Aidan Quinn” e rastlamak mümkün.

Günümüzde halen Pariste yer alan bir anıtta “Vélodrome d’Hiver“toplama kampına 1942 yılında polis gözetiminde  toplam 4000 civarı yahudi çocuk ve 2000 civarı da yetişkinin insanlık dışı bir şekilde getirildiği ve sonrasında hiç birinin bulunamadıığı yazmaktadır. Hikayesinden dolayı gizemini sonuna kadar koruyan Sarah’ın Anahtarı ,bu tarz filmlere ilgi duyanları kesinlikle memnun edecek bir yapım.

INSENSIBLES  Duyarsız- 2012

“İncendies” ( İçimdeki Yangın) den sonra yine sizi ekrana yapıştıracak bomba gibi bir İspanyol gizem/gerilim filmi. “Juan Carlos Medina” filmin yönetmeni  ve başka bir filmi de bulunmuyor güzel bir senaryo yakalamış ve çekmiş . Hafızaya aldığım bu yönetmenin ilerde çok iyi işler yapacağına eminim.. Bence bu tür filmlerin en sağlam örneklerinden birisi olduğu kesin.Film iki ayrı hikaye şeklinde ilerliyor. Tabii ki zamanla bu hikayeler birbirleriye bağlanıyor.
İlkinde İspanyadaki savaş döneminde akıl hastanesindeki çocukların fiziksel acı çekmeye karşı duyarsızlaştırılmaları anlatılmakta. İkinci hikayede ise ilik nakline ihtiyacı olan bir beyin cerrahının biyolojik anne-babasını araması konu ediliyor. Filmin özellikle akıl hastanesindeki karanlık ve ürkütücü atmosferi çok başarılı. Hakkında çok az yerde yazı bulabileceğiniz bir yapım. Yine bu filmin pek çok kişinin gözünden kaçmış olabileceği bir gerçek. Konu sizi içine çekmeyi başardığı gibi kendinize  kim neden acaba niye gibi her türlü soruyu sordurtuyor ve finalde İspanyollar  yine yapmış  yapacağını diyorsunuz. Başarılı bir performans sergileyen Berkano rolündeki “Tómas Lemarquis” , “Noi Albinoi”  ( Buzdan Hayaller)  den hatırlayacağınız bir oyuncu. Kendisi İzlandaca,Fransızca ve İngilizce bildiğinden pek çok filmde yer almakta ve 13 yaşında geçirdiği bir hastalıktan dolayı da vücudundaki tüyleri kaybetmiş.

DAGLICHT - 2013
  
Hollandalı yönetmen “Diederik Van Rooijen” ın “Marion Pauw”  un yazdığı bir kitaptan uyarladığı ikinci uzun metrajlı filmi. Gerilim ve heyecan dozu yüksek olan ilk filmi “Taped” ın aldığı olumlu yorumlar üzerine bu filmi çekmeye karar vermiş. Genelde Avrupa yapımlarında dizi ya da film olsun  ,seyrettikten sonra yönetmen ve oyuncu avına çıktığınızda karşınıza farklı türlerde harika filmler çıkabiliyor.Filmde, genç bir avukat olan Iris günün birinde cinayetten hapiste yatan otistik bir üvey ağabeyi olduğunu öğrenir . İlk başlarda umursamasa da daha sonra araştırmaya başladıkça ağabeyinin kendi otistik oğlu Aron a çok benzediğini anlar ve onun suçsuz olduğunu düşünür. Iris olayları çözmeye çalışırken karşısına ailesinin geçmişteki gizemli gerçekleri çıkar.Iris in erkek kardeşini aramaya başlaması ile gerilimin yavaş yavaş arttığını görüyoruz.
Diğer gerilim filmlerinde bolca rastladığımız seyircide merak uyandıran ufak ayrıntılar Daglicht te de bulunuyor fakat olayların düzgün gidişatı ve kurgunun güçlü oluşundan dolayı bunlar sizi rahatsız etmiyor. Her ne kadar filmin sonunu tahmin edebilseniz bile yinede de Daglicht türünün başarılı örneklerinden birisi. Gizemi bol ,merak dolu bir senaryosu ve çarpıcı finali  ile karşımıza gösterişsiz aynı zamanda otizm konusunda bilgilendiren bir yapım ortaya çıkmış. Daglicht,yine çok sevdiğim İskandinav filmleri furyasından birisi daha. Hollywood  bu yapımı yakın zamanda gerilimi ve tempoyu arttırararak süslenmiş bir remake olarak önümüze sürerse şaşırmayın.