10 Haziran 2015

INSIDIOUS : CHAPTER 3

Korku ve ÖTE’si

Insidious ( Ruhlar Bölgesi), son yıllarda çekilmiş korkutmayı hakkıyla başaran, senaryosu, kurgusu yerli yerinde olan dehşet veren bir korku serisi olarak ilerlemeye devam ediyor. James Wan ve Leigh Whannell adında iki korku ustası zamanında Saw ( Testere) gibi unutulmayacak bir gerilim hikayesini ortaya çıkararak mükemmel bir seriye ön ayak oldular. Yıllar sonra yine bir araya gelen ikili bu defa Insidious’u yarattılar. İlk iki filmin yönetmen koltuğunda oturan James Wan, bu seri ile korku sinemasında iyiden iyiye bir marka haline gelirken , kendisinden çok şey öğrendiğini de saklamayan Leigh Whannell ise Insidious Chapter 3’ de senaristlikten ilk yönetmenlik deneyimine geçiş yapıyor.

Serinin ilk iki filmini kısaca özetleyecek olursak; üç cocuklu bir ailenin babası olan Josh’un  küçüklüğünden beri kendisiyle beraber yaşayan yaşlı bir kadının hayaletini istemeden oğlunun hatta ailesinin başına musallat etmesine tanık olmuştuk. Diğer taraf dediğimiz Öte’deki bu kötü varlıkların amacı yaşayan bir insanın bedenini ele geçirip kendi tarafına alabilmekti. Kısa bir süre sonra oğulları kaybolan Lambert ailesinin evinden gece,gündüz tuhaf sesler gelmeye, objeler yer değiştirmeye başlayınca Öte’deki ruhlarla iletişime geçip bu varlıktan kurtulmak için tek çareleri bir medyuma başvurmak olmuştu. Filmin en önemli karakteri sayılan, paranormal hisleri kuvvetli , korkusuz bir kadın olan medyum Elise , hem komik, hem de sakar iki yardımcısı Tucker ve Specks ile birlikte ailenin başını bu beladan kurtarmaya çalışmışlardı. ( Bu arada üç filmde de Specks karakterini oynayan oyuncunun İnsidious serisinin senaristi ve 3. filmin yönetmenliğini de üstlenmiş olan Leigh Whannell olduğunu da hatırlatmak isterim. ) . Bu iki filmin de korku filmi seyircisi tarafından tam not aldığını, korkutmakla ilgili görevlerini kesintisiz yerini getirdiğini görmüştük.

Insidious Chapter 3’de yaşananlar ise ilk filmden birkaç sene öncesinde geçen bir hikayeyi anlatıyor. Bu defa karşımızda anneleri ölmüş olan ve  babalarıyla beraber hayatlarını sürdüren iki çocuklu Brenner ailesi var. Evin tek kızı olan Quinn’in  ölen annesiyle iletişime geçmek için, kocası öldükten sonra inzivaya çekilmiş yalnız bir medyum olan Elise’nin kapısını çalması ve onu ikna etme çabalarıyla başlıyor film. İlk başta ufak bir seans deneyen Elise, Öte’de gördüğü ürpertici şeyler sonrasında yardımdan vazgeçmesinin ardından umutsuz bir halde evine geri dönen Quinn’in başına gelmedik kalmıyor. Geçirdiği bir kazanın ardından evden çıkamaz bir hale gelen Quinn’in odasından sesler geliyor ,duvarlar çatlıyor, korkunç, nefes alma zorluğu çeken yaşlı bir adam hayaleti ortada dolaşıyor ve bu varlık Quinn’e her saldırdığında aşırı derecede zarar veriyor . Başlarda anlatılanlara inanmayan ve sonunda kızının başına gelenlere kendi gözleriyle şahit olan evin babası Sean , meşhur medyumumuz  Elise’den yardım istiyor. Buraya kadar ( neredeyse filmin ilk bölümü diyebileceğimiz kısım) anlattıklarımızın arasında bu varlıkla mücadele esnasında yaşanan tüm  korkutucu olaylar zinciri , seyirciyi gerçekten  oldukça korkutmayı başaran bir yapıya sahip. Çıt çıkmayan sessizliğin ve karanlığın hakim olduğu her sahnede adeta yerinize çivilenip kalıyorsunuz. Işıkların, objelerin yerinde kullanımı ( özellikle artık bu serinin vazgeçilmezi olan karanlıkta elinde lamba ile hayalet arama kısımları), kameranın açısı, arka planda çalan ürkütücü müzik ve çekimlerin başarısı sayesinde hop oturup hop kalkıyoruz .

Filmin aslında ikinci kısmı sayılabilecek olan bölümde , Elise ve yardıma gelen hayalet avcısı iki kafadarın gelip tesisatları kurmasıyla başlayan ve ailenin de eşlik ettiği Öte’ye geçiş seansları, kesinlikle filmin en güzel ve en heyecanlı sahnelerini oluşturuyor. Elise’nin diğer tarafa geçisindeki kararlı ve kendinden emin davranışlarını yansıtan bölümler, hem sarsıcı, hem de filmin ana temasıyla ilişkili sürpriz sahnelere hakim. Insidious Chapter 3’in iki kahramanı diyebileceğimiz Elise ve Quinn’in yaşadığı dramatik olayların ortaklığı, filmin gerilim yönünde ilerleyen akışını az da olsa farklı bir  yöne çeviriyor.

Aileyi oynayan tüm bireylerin oyunculuklarının vasat olmadığı Insidious Chapter 3’de Lin Shaye’nin canlandırdığı Elise karakterinin neredeyse ikinci yarıda filmi tek başına götürdüğüne ve çok başarılı bir performans gösterdiğine şahit oluyoruz. Kim bilir ileride belki  Elise ve bu iki komik partnerinden oluşan ekibin paranormal olaylara el atmalarını anlatan bir film bile yapılabilir. Sonuç olarak serinin diğer filmlerine bağlayıcı bir özelliği olan ve hikayenin ana kısmını ele alan Insidious Chapter 3, bana göre ilk iki filmden çok daha fazla heyecanlı ve korkutucu. Serinin diğer filmlerini izlemiş olan korku filmi sevenlerin tereddüt bile etmeden Insidious Chapter 3’i izlemelerini tavsiye ederim.

Bu Yazım Popüler Sinema'da yayınlanmıştır.