16 Haziran 2015

JURASSIC WORLD

Yine, Yeni, Yeniden

1993’de Nublar adasında başlayan dinazor dünyasını yeniden gündeme getiren Jurassic Park’ın elde ettiği başarının ardından yapımcılar boş durmayıp iki devam filmi daha çekmişlerdi. İlk iki film birbirlerini hemen hemen takip eden yapımlar olmasına karşın, yıllar sonra çekilen 3.film ise bambaşka bir konu ve vasat oyunculuklarla dolu  bir yapım olarak fazla akılda kalmayıp gişede çakılmıştı. Efsane yazar Michael Crichton’ın yarattığı Jurassic Park, ada üzerine kurulmuş olan ve  bir dolar milyoneri tarafından dinazorların her türüne yeniden hayat verilmesi ile oluşturulmuş gezi parkıydı. Fakat güvenlik sonucu dinazorlar kaçıpta etrafa dehşet saçmaya başlayınca gezi parkı bir korku parkına dönüşmüştü. Sinema sektöründe Jurassic Park, birbirine benzeyen taklit B tip filmlerin ve sayısız dinazor belgesellerinin ortaya çıkmasına ön ayak oldu. Jurassic Park'ın yarattığı bu yeni oluşum, tüm dünyaya dinazorları yeniden tanıtarak herkesi bir anda dinazor bilir hale getirdi. Nihayetinde  hepimiz Trex nedir ? Ne yer,ne içer ? Raptorlar iyi midir, kötü müdür, kızdırılmaya gelir mi? Uzun boyunlular gerçekten masum birer otobur mu? Gergedan tiplilere yanaşmaya gerek var mı ? gibi her bilgiyi depolar hale geldik.

Aradan 23 sene geçtikten sonra , nedendir bilinmez, niye bir film ya da serinin efsane olarak kalmasına izin verilmeyip, tekrardan gündeme getirilir ve aynı şeyler ortaya konur , anlamak mümkün değil. Ticari kaygıların dışında başka bir şey pek aklıma gelmiyor. Sanırım filmin yönetmeni Colin Trevorrow, hazır yıllar geçmişken CGI’da almış başını gidiyorken, tekrardan milyon dolarları yatıralım dinazorlara ve parkı yeniden sunalım yeni bir şeymiş gibi nasılsa tutar mantığı ile yola çıkmış. Bu yüzdendir ki, Jurassic World’de elle tutulur yenilikçi bir senaryo ya da bir macera yok . Aynı tas aynı hamam şeklinde ilerliyor.

Bu defa bu park gerçekten devasa bir şekilde Disneyworld misali bir eğlence parkı haline getirilmiş. Hem deniz dünyası bölümünde dev su altı dinazorunu tanıtan, hem de diğer tüm dinazor türlerini yakından inceleyebileceğiniz ve binlerce insanı misafir eden muhteşem bir ormanlık alana sahip olan Jurassic World, havadan yapılmış çekimlerde gördüğümüz kadarıyla gerçekten görülmeye değer ihtişamlı bir görüntüye sahip. Filmdeki yeni olan tek şey ve filmin baş kahramanı sayılan Indominus Rex . dnalarıyla oynanarak yaratılmış olan Trex-Raptor karışımı çok vahşi bir dinazor türü. Park harika dizayn edilmiş olduğundan, filmin sonuna kadar bizlere eşlik eden bir küçük bir orta boy çocuktan oluşan iki kardeşin buraya gelip de heyecandan yerinde durmamaları, büyülenmeleri , ordan oraya koşturmaları gayet doğal. Birde bu çocukların aslında başında bulunması gereken umursamaz, işkolik ve aynı zamanda parkın sorumlusu olan teyzeleri (Bryce Dallas Howard) bulunuyor. Parktaki Raptorların başında ise onların hareketlerini izlemek ve değerlendirmek üzere bulunan deneyimli eğitmen rolünde Chris Pratt’i görüyoruz . Guardians of the Galaxy’deki sevimli rolünün tam tersine burada akıllı, çok bilmiş biraz da kasıntı bir hale bürünmüş. Parkta herşey güllük gülistanlık giderken bir yanlışlık sonucu kafesinden kaçan Indominus Rex yüzünden, hem ziyaretçiler hem de parkın tüm sorumluları için gerilim dolu ve heyecanlı anlar başlar.

Jurassic Park’tan alıştığımız ve artık klişe haline gelmiş olan fazlasıyla sahne mevcut tabii ki filmde. Say say bitmez ama seyircinin fazla gözüne sokulmuş olan bazılarını yazmakta fayda var. Ordan oraya koşturmalar, gerekli talimatlar, dinazorun insanları yeme yutma sahneleri, araba altına, yanına ya da içine saklanmış baş kahramanların yanında beliren dinazorun koca gözünün yer aldığı kısımlar, yine sadece filmin kahramanlarının gizlendiği yerlere kafasını sokarak ve kurcalayarak asla onlara değemeyen koca bir Indominus Rex , 22 senedir duran eski Jurassic Park’tan tanıdığımız Jeep’i 10 dk da tamir edip tam gaz kökleyerek kaçan iki küçük çocuk,  tepede yüzlerce yırtıcı eski çağ kuşları uçup panik olan halka saldırırken ortada durup hiç birşey yokmuş gibi öpüşen çiftimiz  gibi gibi bölümler sizleri bekliyor Jurassic World’de.

Tamam her şey aynı, yeni bir şey yok dedik, klişeler bol dedik de ne yapalım şimdi izlemeyelim mi heyecanlanmayalım mı ? 22 sene sonra dinazorlar yeniden gelmiş, Jurassic Park yeniden açılmış bu gösteriye hepimiz davetliyiz, her ne kadar sıradan bir hikayeye sahip bile olsa. Görsel efektlerin kalitesi, dinazorların tasarımları, aksiyon sahnelerindeki çekimlerin başarısı bile sadece bu filme gitmeniz için bir neden. Heyecanın ve gerilim dozunun yerli yerinde olduğu Jurassic World’ün finalinde bir kapışma sahnesi var ki nefissss, fazla ayrıntıya girmeyelim bu sahne için kim neyle kapışıyor izleyin görün. Ayrıca filmde çok sevdiğim bir oyuncu olan Vincent D’Onofrio’da güzel bir rolle karşımıza çıkıyor.
Jurassic World, eski serinin takipçilerinin yanı sıra, yeni nesil seyirci kitlesinin de çok zevk alacağını tahmin ettiğim, görsel olarak çok başarılı ve eğlenceli orta halli bir dinazor aksiyonu.

Bu Yazım Popüler Sinema'da yayınlanmıştır.