19 Temmuz 2015

ANT-MAN



Marvel  evreninde Spider-Man’e benzer eğlenceli tarzıyla çizgi roman dünyasında sevilen bir kahramandır Ant-Man. Kendisi aslında Avengers’ın kurucularından olup aynı zamanda Ultron yapay zekasını da bulan bir bilim adamıdır. Hatta serinin ikinci filmi olan Avengers: Age of Ultron’ da kendisine yer verilmemesi fanatiklerini de epey şaşırtmıştı. Esas ismi Dr. Hank Pym olan Ant-Man yaptığı bilimsel deneyler sonunda cisimlerin boyutlarını değiştirebileceğini kanıtlamış oldukça başarılı bir biyokimyacıdır. Pym’in  üzerinde çok çalışıp keşfettiği bu kostüm, giyeni bir karınca kadar küçültebildiği gibi istediği zaman da kendi boyutuna döndürebilen bir teknolojiye sahiptir. Ant-Man karıncalarla iletişim kurup, onları yönetebilme becerisinin yanı sıra Captain America tarafından eğitilmiş çok iyi dövüş stilleri sahibi ve usta  bir dalgıçtır.

Filmimizin baş kahramanı olan Scott, hapisten yeni çıkmış, eski karısının yanında kalan küçük kızına çok düşkün ve hayatını yeninde kurmaya çalışan işinin ustası sevimli bir hırsız. Girdiği işlerde tutunamayıp kovulan ve paraya ihtiyacı olan Scott, kısa bir süre içinde herşeyi ile planlanmış bir tanışma olayına ön ayak olacak yeni bir hırsızlık oyununa dahil olur. Fakat bu defa para yerine bir kostüm bulan Scott bu sayede yaşlanmış Dr.Hank Pym ( Michael Douglas ) yani eski Ant-Man ile tanışır. Pym kendisinden büyük bir sırrın değerli bir parçası olan bu kostümü, eski asistanı (şimdiki kötü karakterimiz) Darren’dan koruması için bir teklif alır. Miras niteliğinde bir devir teslim olayından sonra kostümün yeni sahibi Scott, Ant-Man olarak bir yandan karıncalarla iletişim kurup onları yönetebilme becerisi üzerine çalışırken diğer yandan da Pym’in kızı Hope’dan dövüş teknikleri öğrenerek stajına başlar. Ant-Man in kötü karakteri Yellow Jacket(Darren) rolünde The Strain dizisinden tanıdığımız Corey Stoll yer alırken, Pym’in kızı Hope Van Dyne rolünü Lost dizisinin Kate’i Evangeline Lilly üstleniyor. Scott karakterine hayat veren Paul Rudd için söylenecek tek şey ise Ant-Man için çok iyi seçilmiş bir oyuncu olması. Film boyunca rolüne yakışır şekilde sevimli karınca kahramanını, sempatikliği sayesinde bize sevdirmeyi başarıyor.

Karıncalarla içli dışlı olan onlarla beraber hareket edip istediğini yaptıran, küçülen ve büyüyen bir kahraman olan Ant-Man sanırım Marvel’in en esprili, en sevimli karakterlerinden birisi. Spiderman de gördüğümüz şen şakrak tavırların hemen hemen hepsine sahip olan kahramanımız bir nevi, ufalıp her delikten içeri sızabilen bir casus. Bu özelliği sayesinde Avengers takımında çok da iyi işler başaracağı açıkça ortada. Ant-Man’in Marvel Sinematik Evrenine dahil olduğu zaten önceden açıklanmıştı, fakat filmde gördüğümüz Falcon’la olan sahnelerini ve diğer Marvel filmlerine yapılan bolca referansları gördükten sonra kahramanımızın yeni gelecek Captain America filmi olan Civil War’daki yerinin kesinleştiği apaçık ortada. Scott’ın ustası olan yaşlı Pym yani Michael Douglas çıkarttığı tartışılmaz başarılı oyunculuğu ile filmin en ağır toplarından birisi tabii ki. Bu arada filmde harika bir iş çıkaran soyguncu ekibinin en matrak üyesi Luis’i canlandıran Michael Pena, komik bir rolle karşımıza çıkarak görüldüğü her sahnede seyirciyi kopartıyor. Konuyu toparlamakta asla zorlanmayan ve ikinci yarıda ise seyircinin tüm beklentisini sonuna kadar karşılayan Ant-man, senaryosunun sağlam duruşu sayesinde hiç kafa karıştırmadan net şekliyle önümüze sunuluyor. Yalnız, çizgi romanlarda Pym’in karısı Wasp’ın bolca yer aldığı gözlenirken filmde Wasp karakterinin üstünden çok kısa geçiliyor fakat yine de bununla ilgili ufak ve önemli bir sürprize de yer veriliyor.

Filmin yönetmeni Peyton Reed, daha önceleri komedi ve gençlik filmleriyle haşır neşir  olmasının kendisine kazandırdığı mizah anlayışını seçtiği ilk Marvel filmi Ant-Man üzerine nakış gibi işlemesi ve altından başarıyla sıyrılması, gelecek projeler için kendisine büyük bir referans örneği. Perspektif açıdan çok iyi işler çıkaran Peyton Redd, karakterin küçülüp büyümesinin yanı sıra kaçma ve kovalamaca sahnelerindeki görselliği üç boyuta titiz bir şekilde taşıyor. Ant-Man’in sulardan ve kurşunlardan kaçışı, finalde oyuncakların arasında geçen trenli aksiyon sahneleri, animasyon tekniğinin tavan yaptığı ve seyirciyi en fazla eğlendiren bölümler.

Diğer Marvel yapımlarındaki süper kahramanların solo filmleri ve Avengers ekibi kadar ciddi bir konuma sahip olmayan casus karıncamız Ant-Man’in  eğlenceli ve yardımcı bir yan kahraman olarak bundan sonraki Marvel filmlerine renk katacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Uzun lafın kısası Ant-Man,  Spider-Man serisi ve Guardians of The Galaxy tadında, onlar kadar hoş vakit geçirten bol esprili ve komedi ağırlıklı görülmeye değer bir Marvel filmi.

NOT: Filmin finalinde yazılar başladığında yerimizden kalkmadan beklediğimiz klasikleşmiş iki after credits sahnesi sayesinde kafanız rahat ve huzurlu bir şekilde salondan ayrılıyorsunuz.

Bu Yazım Popüler Sinema'da yayınlanmıştır.