1 Temmuz 2015

MCFARLAND,USA

Hoş bir başarı öyküsü

Uzun zamandır spor,hırs ve başarı üzerine odaklı hangi filmi seyretsem aklıma koçluk ve aile ilişkilerini başarıyla anlatan Friday Night Lights dizisi geliyor. Bu diziyi seyredenlerin gerçek hayattan alınan bir öykü üzerine yaratılmış olan McFarland USA’de de aynı keyfi alacaklarına eminim.

Filmin konusu 1980’lerde Meksikalıların yaşadığı fakir bir kasaba olan McFarland’de geçiyor. Takım koçluğu rolüne oldukça yakışan Kevin Costner’ın canlandırdığı Jim White, kariyerindeki bazı iniş çıkışlardan dolayı yaşadığı yerden uzaklaşarak zorunlu olarak ailesiyle beraber McFarland’e yerleşir. Burada yaşayan Latin Amerikanın gençleri, ailelerinin yaşadıkları ekonomik sıkıntıları atlatmaları için onlara destek olmak adına  gündüzleri tarlalarda akşamları da başka işlerde hayatlarını sürdürürler. Bu kadar işi bir arada yapabilmenin en temel yolu hızlı olabilmek ve zamanla yarışmaktır. Buradaki bir okulda beden eğitimi derslerine giren Jim White, bir süre sonra neredeyse Amerikan futbolunun tüm kurallarını katleden bir takımın başına yardımcı koç olarak atanır. Farklı bir kültüre sahip olan Latin Amerika halkına karşı hem kendisini, hem de ailesini alıştırmaya çalışan Jim White, okulda geçirdiği zaman zarfında aslında takımdaki gençlerin Amerikan futboluna değil, hızlı ve seri olmalarından dolayı koşuya daha fazla yatkın olduklarını fark eder. Öğrencilerle yaşadığı bir takım problemler kendisini bu işten soğutmaya yetmediği gibi tam tersine daha fazla hırslandırıp önüne çıkan tüm engellere karşı koymasına sebep olur. Tatlı, tatsız yaşanan bazı olayların ardından kendisini de artık iyiden iyiye takımdaki gençlere sevdiren Jim White, tüm ekibi dağ koşusu sporuna karşı ikna edip, yakın zamanda gerçekleşecek olan ulusal bir yarışmaya hazırlamak üzere sıkı bir eğitime başlar.

Yönetmen Niki Caro, 2005’de çektiği ve Charlize Theron’un başrolünü üstlendiği North Country filmine benzer bir yapıya sahip McFarland USA, yine toplumsal olayların karşısındaki bir başarıyı ele alan hikayesiyle seyirciye bir takım mesajlar veriyor. Sadece bu filmde değil birçok spora dayalı başarı öykülerinin yer aldığı yapımlarda klişeleşmiş finali tahmin etmek pek zor olmuyor tabii ki. Fakat bu tarz eğitim ve kazanmaya odaklı filmlerde karşılaştığımız takım ruhunun güzelliğini yansıtan sahnelerde  gözlerimizin dolmasına neden olan hissin, senaryonun gerçek bir hikayeden uyarlanması değil midir ? O zaman sonu iyi ya da kötü bitsin konusu  ve oyunculukları sağlam olduktan sonra bana göre, her zaman bir filmin açıklamasında spor/aile/dram yazıyorsa kesinlikle  bir şans verilmeli.

Kevin Costner’ın sadece bu filmde değil son zamanlarda dramaya ağırlık verdiği Swing Wote, Black or White ve Draft Day gibi yapımlarda da harika oyunculuk sergilediğini söyleyebiliriz. Bu tip filmlere düşkün olanların zevkle seyredeceği ve sonunda izleyende hoş bir duygu bırakan McFarland USA, heyecanlı yarışma sahnelerinin yanı sıra  öykünün alt metninde yatan insan ilişkileri üzerine de güzel bir ders veriyor.

Bu Yazım içeriks.com'da yayınlanmıştır.