19 Ağustos 2015

THE GIFT



Joel Edgerton, Animal Kingdom, The Great Gatsby, The Thing (2011) gibi filmlerdeki performanslarından tanıdığımız bir oyuncu. Edgerton, ilk kez yönetmenliğe soyunduğu filmi The Gift’in aynı zamanda hem senaristi, hem de filmin esrarengiz ve kafayı sıyırmış Gordo’su. Bu tuhaf piskopatı izlerken Pasifik Tepelerindeki Michael Keaton’ı, Korku Burnu’ndaki Robert De Niro’yu aklımıza getirmeden de yapamıyoruz. Hatta buna benzer son zamanlarda The Guest (2014) diye hiç de fena olmayan bir filmin ortaya çıktığını da belirtirim. Eve musallat olan, genelde nerden geldiğini belli etmeyen etse de yalan dolan bir hikayeye sahip gizemli bir yabancı üzerine işlenmiş filmlerin geneli izleyiciyi memnun eder. Sadece son sahnesinde her şeyin açığa kavuştuğu enteresan bir senaryo ile seyirciyi pür dikkat ekrana yapıştırır. The Gift yine aynı çizgide yol alan eski psikolojik gerilim filmlerinin tadında başarılı bir yapım.

Hikaye, Gordo adındaki sinsi bakışlı piskopat tipli bir karakterin üzerine yazılmış. California’ya yeni taşınan Robyn ve Simon çiftinin başına musallat olan Gordo ilk başta Simon tarafından kaleyi fetheder. Kendisinin liseden arkadaşı olduğunu söyler ve olaylar bu sevimli tanışmanın ardından ufak ufak rahatsız bir hal alır. Gordo gündüzleri Simon işteyken Robyn’i hedef alarak her gün kapısına farklı hediyeler bırakır ve evlerinin etrafından ayrılmaz. Nezaketen kendisine iyi davranışlarda bulunan aileye, gün geçtikçe hediyeler yollaması, aniden ortaya çıkması ve anlattığı tuhaf hikayeler yüzünden rahatsızlık vermeye başlar. Bu yabancının amacı nedir? Neden Simon’ı 20 yıl sonra buldu ? Neden sadece Robyn’e takıntı vaziyetinde gündüzleri ziyaret ediyor ? Bu hediyelerin anlamı nedir ? Rahatsız davranışlarının ardında geçmişi ile ilgili ne gibi bağlantılar yatıyor ? İşte bu sorular seyirciyi filmin son sahnesine kadar rahatsız ediyor, kafa kurcalıyor ama asla sıkmıyor.

Joel Edgerton, oynadığı Gordo karakterinde çok başarılı. Hatta o kadar başarılı ki yolda görseniz boğazına yapışırsınız bela tipin. Senaryosunu da yazan Edgerton, ilk denemesi olan bu uzun metrajlı filminde kendisini gayet güzel kanıtlamayı başarıyor. Böyle eli ayağı düzgün bir filmle çıkış yapması tabii ki sinema severleri memnun ettiği gibi yeni bir beklenti içine de sokuyor. Simon’ı canlandıran Jason Bateman genelde komedi ağırlıklı filmlerde rastladığımız bir oyuncu olmasına rağmen filmdeki gergin koca rolünün altından kolayca çıkmayı başarmış. Gordo’nun oyunculuğu kadar filmde  Robyn karakterine hayat veren Rebecca Hall ‘ın mükemmel performansı da gözden kaçmıyor. Özellikle evde sessizliğin hakim olduğu bir ortamda Robyn (Rebecca Hall)’ın gergin halleri izleyicinin de an ve an gerilmesine neden oluyor. Çıt çıksa hoplayacağınızı bilseniz bile o an beklemekten başka çare kalmıyor.

Hikayenin düzgün oluşunun yanında birde evli çiftin oyunculukları göz doldurunca tabii ki seyirciyi içine hapseden oldukça inandırıcı bir film ortaya çıkmış. Edgerton filmde geçmişle olan hesaplaşmalara ağırlık verirken,aslında izleyenlere mesaj niteliğinde birçok şeyi anlatmaya çalışmış.Şöyle ki;zamanında yapılan hatalar, saklanan sırlar gün gelir karşınıza çıkar, hem de en mutlu anınızda tüm huzurunuzu kaçırarak. Edgerton, hikayesinde kişisel bozukluğu olan erkek tiplemesini öne çıkarırken, aynı zamanda kendine güveni olmayan ve yalan üzerine kurulu bir hayatı felsefe edinmiş karakterlerede bayağı bir dokunduruyor. Kötülüklerin mutlaka bir şekilde karşılığı olabileceğini açık ve net bir şekilde anlatan The Gift, tuhaf ve merak uyandıran hediyeleri de hikayenin alt metnine güzelce yerleştiriyor.
Evliliğin temel taşı olan dürüstük ilkesini sonuna kadar savunan film,başladığı ilk dakikadan son ana kadar seyirciyi merak içinde bırakıyor ve bolca düşündürüyor. İzlerken kafanızda türlü türlü  senaryolar üretebileceğiniz The Gift, her ne kadar klişe bir konuya sahip olsa da, hikaye örgüsünün düzgün gidişi sayesinde dipten ve derinden gelen gerilim ve gizem, sonlara doğru iyice artarak ürpertici detaylarla sonlanıyor. Psikolojik gerilim türündeki yapımların arasında şimdiden kendine iyi bir yer edinmeyi başaran The Gift, asla izleyiciyi üzmediği gibi tam tersine gizemli bir ziyafet veriyor.

Bu Yazım Popüler Sinema'da yayınlanmıştır.