28 Ekim 2015

CONTRACTED filminin oyuncuları ile RÖPORTAJ




Daha önce Contracted I ve II’nin yönetmenleriyle (Eric England / Josh Forbes) yaptığım röportajın ardından filmin ana karakterlerini canlandıran üç oyuncu Najarra, Matt ve Katie ile ile sosyal medya üzerinden tanışma fırsatım oldu. Birkaç hafta süren yazışmalar ve sohbetlerin ardından röportajı tamamladım. Kendileri korku sinemasını seven, ve yaptığı işlerden çok keyif alan oyuncular.
Tüm oyuncular hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladılar

Najarra, Matt ve Katie’e, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

                                           Najarra Townsend 


KE- Filmografinize baktığımızda TV serileri, kısa filmler ve uzun metrajlı filmlere rastlıyoruz. True Loved ve Going to America filmleri ile çeşitli festivallerden ödüllerle döndünüz. Bu başarınızın sırrı nedir?

NT- Çalışmayı seviyorum ayrıca hayatta ne yapmak istediğimi erken bir yaşta keşfetmiş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Oyunculuk her zaman ilk aşkım olmuştur. Çalıştığım projelerde her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. Ayrıca aynı insanlarla çalışmayı severim. Sinema işinde gerçekten akıl almaz derecede yetenekli insanlar tanıdım ve birlikte ne kadar aynı projede çalışırsak o kadar iyi oluyor. Bir filme başlarken birbirine olan güven ve aşinalık inanılmaz derecede yararlı bir şey. "True Loved " benim hayatımı değiştiren bir filmdir ve hala o filmi göstermek için okullara gidiyor ve de LGBT konularında konuşuyorum. Bu film benim için çok özel olduğundan bu filmle çok çeşitli festivallerde en iyi kadın oyuncu ödülü kazanmak ayrıca müthiş bir şey. "Contracted" filminin de bende benzer bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Bu film sayesinde ömür boyu sürecek arkadaşlıklar edindim.

KE- Genelde romantik ve komedi türünde filmlerde yer aldınız. Contracted gibi bir korku filminde oynamak sizi tedirgin etmedi mi? Bu rolün altından kalkamayacağınızı düşündüğünüz oldu mu?

NT- Her zaman kendimi dramlara ve duygusal derinliği olan filmlere yakın hissetmişimdir. "Contracted" filminden önce birkaç korku filminde yer aldım. Korku filmlerinin  o abartılı duygusal bağlamını hep sevmişimdir. Senaryoyu ilk okuduğumda, Samantha karakterini çözümleyip oynamak için çok sabırsızlandım. Her gün; makyaj, sınırlı zaman ve sahnelerin karmaşıklığı göz önüne alındığında ayrı bir mücadeleydi. Ama günün sonunda hepsi gerçekten çok keyifliydi. 

KE- Contracted, özenli makyaj isteyen ve kanlı sahneleri bol olan bir film. Vücudun deforme olma sahneleri gerçekten ürkütücü ve makyajlar çok başarılı. Bu sahneleri çekerken hiç zorluk yaşadınız mı? İyi ya da kötü bir anınız var mı?

NT- Güne makyaj için saatlerce oturmakla başlıyordum. Bana tüm bu özel efektleri uygulayan, inanılmaz derecede yetenekli Mayera Abeita'ya sahip olduğumuz için çok şanslıydık. O aslında son derece nahoş bir deneyim olabilecekten bütün bunları keyifli anlara dönüştürmüştür.
Makyaj sandalyesinde saatlerce oturmaktan gerçekten keyif aldım. Zaman her daim bir sorundu çünkü sınırlıydı. Ama ekibimiz sayesinde onu hallettik. Yaşadığım diğer bir sorun ise filmin sonuna doğru baş gösterdi. Gözlerim gün geçtikçe kötüleşmeye başladı. Efektler için kontak lens taktım. Bir tarafta sklera / göz akı lensi, diğerinde kırmızı göz kanamalı lens neredeyse kör oluyordum. O sahneleri gerçekçi kılmak için girişilen zahmet tabii ki çok zorlayıcıydı ama sonunda karakterimi geliştirmeye çok yardımcı oldu.

KE- Bundan sonraki projelerinizde sizi yeniden korku filmlerinde görecek miyiz? Yeni projelerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

NT- Şu an ITunes da gösterilen "What Now" adlı bir komedi filmim var. Seneye beni  harika bir korku filmi olan Jill Sixx 'in kısa filmi "The Stylist" da görebilirsiniz. Ayrıca seneye Eric Peter Carlson'ın "Wolf Mother" adlı Suç/Aksiyon/Gerilim filmi de geliyor. Geçmiş ve gelecek projelerimle ilgili olarak Facebook ve diğer sosyal medya alanlarına bakabilirsiniz.

Instagram: @najarra

KE- Bugüne kadar izlediğiniz filmlerin arasında sizi en çok etkileyen 2 filmi, nedenleriyle birlikte yazabilir misiniz?

NT-Sadece iki film seçmek mümkün değil. Filmleri seviyorum ve her birinde beğenilecek, takdir edilecek bir yan buluyorum. Ben bir filmi izleyip içinde  kaybolmayı ve sonrasında aynı filmi tekrar tekrar izleyip, çekim, oyunculuk ve reji detaylarına dikkat etmeyi seviyorum. Kısaca filmlere tapıyorum.

                                                  Matt Mercer 


KE- Filmografinize baktığımızda oyunculuğun yanı sıra yönetmenlik ve yapımcılık yaptığınız filmler de bulunuyor. Bu kadar çok yönlü birisi olarak size hangisi daha çok keyif veriyor. Kamera arkasında olmak mı aktörlük mü ?

MM- Teşekkürler. Bu zor bir soru. Her ikisini de farklı sebeplerden ötürü seviyorum. Oyunculuğun anlık  heyecanını ve zorlayıcı yönünü seviyorum. Son derece sahici görünmeye çalışıyorsunuz  ve aynı zamanda da yönetmenin hikayesini anlatmasına yardımcı olacak bir kanalsınız. Çok keyifli; ayrıca oynadığınız role bağlı olarak normal hayatta hiç olamayacağınız ya da hiç yapmayacağınız şeyleri yapıyorsunuz. The Mind's Eye adlı  bir filmde bir telekinetiği oynadım. Ben bir telekinetik değilim ve normal hayatta da zihin gücümle eşyaları yerinden oynatamıyorum tabii ki. Ama filmde yapıyorum. Harika bir şey ! 

Yönetmenliğe gelince, onu da seviyorum çünkü tıpkı hikaye anlatmak ya da hikayeyi anlatmak için bir dizi bulmacayı çözmek gibi bir şey. Sanki kamp ateşi etrafında masal anlatıyor ve bunu yaparken de olabilecek en iyi hikayeyi kurgulamak için elinizin altındaki tüm araçları kullanıyor ve de en iyi filmi yapma amacını taşıyan müthiş insanlarla beraber çalışıyorsunuz. Ben bu işin problem çözme kısmınıı seviyorum. Her anın nasıl üstesinden gelineceğini ve bunun sahneye nasıl yansıtılacağını çözmek gibi...

Bu seçimleri yapmak oldukça keyifli ve sonrasında siz bunları ekrana taşıdığınızda insanların tepkilerini izlemek çok hoş. Bu arada umarım izliyorlardır !

KE- Contracted dahil olmak üzere filmlerinizin çoğunda Najarra Townsend ile birlikte rol aldınız. Aranızda iyi bir uyum olduğunu düşünüyorum. Özellikle "Play Violet For Me" cool bir kısa filme benziyor. Bu film dahil olmak üzere beraber çalıştığınız filmlerde kamera arkasında yaşadığınız komik anılarınız var mı?

MM- Teşekkürler. Najara harika bir oyuncu ve birlikte çalışmayı en sevdiğim oyunculardan biri. Aslında en sevdiğim insanlardan biri, nokta. Şimdiye kadar birlikte bir kaç film yaptık. Çok özgün ve çok yönlü birisi. Eric England'la beraber ilk Contracted filmini yaparken, Eric'e Sam rolü için mutlaka Najarra'yı görmesini söyledim çünkü rolün hakkını vereceğini biliyordum. Najarra seçmelerin yapıldığı mekandan ayrıldığında Eric dedi ki" İşte bu". Hayali bir kara film olan Play Violet For Me' yi  yaparken de, ben ve Yapımcı/Yazar Kevin Sluder başrolde Najarra'dan daha iyi birinin olabileceğini düşünmedik açıkçası.

Komik bir an? He nedense aklıma ilk gelen şey, bir gece Contracted filminden bir sahne. Tecavüz sahnesinin geçtiği arabanın arka koltuğunda, Sam' in ellerini buğulu cama vurduğu sahneyi ( filmden imza niteliğinde bir sahne) çekiyorduk.
Eric dışardan çekerken ben de arabanın içinde Najarra ile beraberdim ve ütüyle arabanın camlarına buhar yapmaya çalışıyordum. Çok yorucu bir gün geçirmiştik ve bir türlü beceremiyorduk. Durum iyice saçma sapan bir hal almıştı. Sürekli buhar düğmesine basarak adeta camları ütülüyordum ve bir türlü olmuyordu. Ben deli gibi buhar püskürttükçe Najarra'nın bir evvelki çekimlerden kalma el izleri hala camda görünüyordu. Bu arada Najarra  sahnenin ne kadar buğulu olduğu hakkında espriler patlatırken aynı anda sevişme sahnesinin sahici görünmesi için arabayı ileri geri sallıyorduk. Tam bir saçmalıklar toplamıydı yani.

KE- İlk filme göre aksiyonu daha fazla olan Contracted: Phase 2'de hikaye tamamen sizin üzerinize kurulu. Başrolde olduğunuzdan dolayı daha itinalı bir performans gerekiyordu ve altından başarıyla kalktınız. Phase 2'de zorlandığınız sahneler oldu mu? Devam filmi Phase 3'de tekrar sizi görebilecek miyiz?

MM- Çok teşekkür ederim. Bunu duymak çok güzel. Bu filmde benim için en zor olan şey kocaman lensler takmayı öğrenmek ve bunlara alışmaktı. Bu filmden önce hiç lens kullanmamıştım ama bu filmle dibine vurdum. Özellikle de BÜTÜN GÖZÜNÜZÜ kaplayanalar  ıhhh. Ama baş makyaj efektleri ekibi Mayera Abeita ve Jennifer Quinteros bana çok büyük özen gösterdiler. En zor sahnelerden biri ( DİKKAT SPOILER) kurtçuktan kurtulma sahnesiydi. Bu sahneyi çekmek için çok az zamanımız vardı ve ben de kendi kendimi ameliyat ederken çektiğim acıyı aktarabilmek ama bunu da makyaj efektlerini bozmadan fevkalade bir şekilde yapmak zorundaydım. Efektler müthiştir ama birçok durumda tek seferde işi halletmek  gerekir, çünkü bu efektleri ve protezleri tekrardan yapmak için zaman olmaz. Örneğin, kolumdan çıkarttığım kurtçuk kanla beraber protezin( sahte ten) içine konmuştu. Ben de deriyi maket bıçağıyla kesip, onu oradan çıkartacaktım ama aynı zamanda onu bir nevi "kukla gibi oynatıp" kıvrılmasını sağlayacak ve de başını biraz kaldıracaktım. Sanırım oldu ama  bir seferde halledilmesi gereken sahnelerden biriydi işte. Zordu ama oldu. Bu arada çok hoş bir şey daha oldu, kurtçuğu dişimle çıkarıp aldım, tükürdüm o esnada bir an için çeneme yapıştı. Sanırım bu gerçekten de çok müthiş bir kaza ve çok komik bir andı.  

KE- İlerde uzun metrajlı bir korku filmi çekmeyi düşünüyor musunuz? Önünüzdeki yeni projelerden biraz bahseder misiniz?

MM- Düşünüyorum, Evet. Şu an üstünde çalıştığım ve yazdığım bir kaç proje var. Ama henüz bir şey söylemek istemiyorum! Çok keyifli işler ve bunlar hakkında konuşmak için sabırsızlanıyorum.

KE- Bugüne kadar izlediğiniz filmlerin arasında sizi en çok etkileyen 2 filmi, nedenleriyle birlikte yazabilir misiniz?

MM- Şimdiye kadar izlediğim tüm zamanların en sevdiğim iki filmini mi soruyorsunuz yani. Bayıldığım bir sürü film var açıkçası.Bu soruya cevap vermem mümkün değil. Korku filmi olarak başarılı bulduğum Halloween, Alien, Evil Dead 2, The Thing  gibi filmleri seviyorum. Gördüğünüz gibi ikiye falan indiremiyorum. Ama gerçekten taptığım iki tane " ıssızlık" filmi var. Biri Martin Scorcese'nin  After Hours filmi diğeri de Coen kardeşlerin No Country for Old Men. After Hours filmini senede  bir kaç kez izlerim. Öyle çılgın ve kinetik bir film ki, ayrıca ondaki enerjiyi de çok seviyorum. 1980’ lerde popüler olmuş  bir gecede herşeyi kaybetmek ile ilgili bir komedi filmi. Türünün en iyisidir. Hem korku, hem de kara komedinin iç içe olduğu, inanılmaz bir oyuncu kadrosu ve harika çekimlerle dolu. Ayrıca Griffin Dune’ın canlandırdığı karakter için korkunun mayın tarlası olan New York’daki ürkütücü Soho bölgesinde geçen bir filmdir. Tabii Howard Shore un harika müzikleriyle beraber. Mutlaka görülmesi gereken bir kara komedi filmidir. Ve No country for Old Men, en sevdiğim gerilim filmidir diyebilirim. Çok iyi kurgulanmış ve de olağan üstü güzel çekilmiş bir filmdir , tahmin edilemezliği açısından dehşetengiz bir filmdir. Onun,  temel işlevini çok iyi korumak kaydıyla  gerilim filminin ve de karakter prototiplerinin yapısıyla oynama şeklini çok sevdim.

                                             Katie Stegeman   


KE-  Contracted, Eric England ile birlikte çalıştığınız üçüncü film. Eric England'la beraber aynı sette çalışmak nasıl bir duygu? Aranızdaki uyumu nasıl sağladınız ? 

KS- Bir yönetmenle birden fazla çalışmanın harika bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü o sizin, siz de onun nasıl çalıştığını biliyorsunuz ve de yaptığınız ilk işe nazaran daha iyi bir uyum sağlıyorsunuz. Çok daha heyecan verici riskler alıyorsunuz çünkü bir arada rahat hissediyorsunuz ve başarısız olmaktan çok da korkmuyorsunuz.

KE- Roadside ve Madison County gibi slasher tarzı filmlerin dışında kalan Contracted'ın senaryosunu ilk okuduğunuzda Nikki rolü için neler düşündünüz? Tedirginlik yaşadınız mı?

KS-  Eric ile senaryo aşamasında da beraber olduğum için ne olacağını biliyordum. Bu rolü oynamak için sabırsızlanıyordum çünkü gerçekten farklı bir şey yapmam gerekti. Benim için aynı rolü tekrar etmemek çok önemli. Ben bukalemun gibi olmayı ve kendime meydan okumayı seviyorum. Hollywood' daki aktrisler komşu kızı ya da sarışın aptal haricindeki rollerde oynamak için ölüyorlar. Gerçek hayattaki kadınlar bu sıradan tiplerden çok daha fazlasıdır ve sanırım Contracted bunu en iyi şekilde göstermiştir.


KE- Karşınıza çıkan tekliflerde en çok nelere dikkat edersiniz? Filmi kabul etme aşamasında yönetmen, oyuncular ve senaryo gibi unsurları göz önüne aldığınızda nasıl bir sıralama yaparsınız?

KS- Rolü kabul etmem için gereken çok şey var aslında. İlk ve de en önemlisi senaryoyu sevmem. Eğer ortada bir senaryo yoksa, o zaman boşa kürek çekiyorsunuz demektir. Ama yönetmeni ve işlerini beğeniyorsanız ve de yönetmen senaryoyu geliştirmeye istekliyse o zaman ikinci bir şans daha tanırım. Bununla beraber sinematografi konusunda çok titizim. Uzun objektiflere ve enteresan ışıklandırmaya bayılırım, bu yüzden DP' nin bandını hemen izledim. Açıkçası, rol bana hitap etmeli. Küçük ya da büyük  fark etmez, bir şekilde enteresan olmalı. Ama David Fincher gelip bana yüzeysel bir rol oynamamı teklif etse yine de oynarım çünkü onun bu rolü ihya edeceğini bilirim. Ayrıca benim için diğer oyuncular da önemli. Film yapmak birlikte bir çaba gerektirir ve çürük elmalar bütün her şeyi mahvedebilir. Son olarak para da önemli, çok olmasına gerek yok ama olmalı. 


KE- Bugüne kadar oynadığınız film ya da dizi setlerinde başınıza gelen en ilginç olay hangisidir? 

KS- .Ooo bir sürü şey olmuştur. Uykuya hasret kalmış 50 insanın birlikte haftalar boyu çok uzun saatler çalışması sonucunda bir sürü çılgın ve komik şey olur tabi. Bir yapımcım vardı bir keresinde çok içmişti ve o gün iş bittikten sonra gecenin bir yarısı valizime işedi çünkü onu tuvalet sanmıştı ve hiç farkında değildi. Ama harika bir adamdı; ben de ses etmedim.

KE- Bugüne kadar izlediğiniz filmlerin arasında sizi en çok etkileyen 2 filmi, nedenleriyle birlikte yazabilir misiniz?

KS- Sinemayı seviyorum, o yüzden bu benim için çok zor ama beni tanıyan biri benim her zaman Se7en' ı ve Joe Wright'ın Pride and Prejudice 'ını  izlediğimi bilir. Karanlık ve ürkütücü olan her şeyi severim ama aynı zamanda bir dönem klasikleri delisiyim. Her iki filmde de görüntüler ve reji harika. Onlar benim evim gibidir.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.