2 Kasım 2015

ANTHONY DiBLASI ile RÖPORTAJ


Türk ve Yabancı korku filmi yönetmenleri / oyuncuları ile yaptığım röportaj serileri devam ediyor. Bu defa yakın zamanda piyasaya çıkan Last Shift filminin senaristi ve yönetmeni Anthony DiBlasi ile güzel bir röportaj yaptık. Dread ve Cassadaga gibi korku filmlerini de yöneten DiBlasi, oldukça eğlenceli ve titiz bir yönetmen.

Last Shift filminin oyuncusu Natalie Victoria ( Kendisi ile yaptığım röportajda çok yakında) ile de nişanlı olan DiBlasi, hem Popüler Sinemada hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladı.

Anthony DiBlasi 'e, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

KE- Yönetmenlğini yaptığınız Last Shift, Assault on Precinct 13 filminin doğaüstü versiyonu olarak biliniyor. Scott Poiley ile beraber hikayeyi yazarken gerçekten o filmden etkilendiniz mi?

AD- Scott da ben de bu filmden etkilenmedik. İnsanların bazı benzerlikler kuracağını biliyordum çünkü terkedilmiş bir karakol söz konusuydu. Ama biz daha çok gerçek hikayelerden esinlendik; 1937 deki MANSON belgeseli ve Richard Ramirez le yapılan röportajlarla ilgilendik.

KE- Last Shift’de Juliana Harkavy başarılı solo performansıyla sonuna kadar götürüyor. Juliana’nın setteki uyumu ve oyunculuğu hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendisi ile ilerde başka bir filmde tekrar çalışmak ister misiniz?

AD- Juliana ile yeniden çalışmayı çok isterim. O çok sağlam ve işine çok bağlı bir aktris aynı zamanda eğlenmeyi çok seven, rahat bir tip ki bu da çok yoğun bir iş temposunda çalışırken çok önemli bir şey. Bunun bir aktris için çok zorlayıcı bir şey olduğunu biliyordum, çünkü  her zaman yüzde yüz kamera önünde olan oyuncudur. Bu da rahatlamak, yeniden kendini toparlamak ve bir sonraki sahne üzerine düşünmek için sıfır zaman demektir. Bu kadar aralıksız devam eden bir işte hiç bir zaman yılmadı, morali hep iyiydi ve bir sonraki zorluk için her daim hazırdı.  

KE-  Last Shift ve Cassadaga filmlerinde en zorlandığınız sahneler hangisi oldu ? Sette yaşanan enteresan olaylar var mı?

AD-Tehlikeli sahneleri çekmek her zaman zordur, çünkü yönetmen emniyetle ilgilendiği için kontrolü bir miktar kaybeder. Bu sahnelerde gemiyi dublör takımı götürür. Siz de tıpkı  gemiyi çeken römorkör gibi onları düzgün bir seyre doğru yönlendirirsiniz. Ayrıca bir yönetmen olarak, aktörün dublör ekibinden verilen her türlü bilgiyi sindirmesine müsaade etmek ve sonrasında da bunu iyice benimsemesi için ona yardım etmek zorundasınız. İlk bir kaç deneme bayağı bir tantanalı olur çünkü aktör bedeninin nerede nasıl olduğuyla ve kamerada nasıl göründüğüyle ilgili endişe duyar. Bu her zaman çok çetrefilli bir durumdur.  

KE- Bana göre Cassadaga çektiğiniz filmler arasında gerilim dozu en yüksek olanı. Oldukça ürkütücü bir atmosfere sahip olan bu filmin hikayesi nasıl ortaya çıktı? Gerçekten Cassadaga diye bir yer var mı?

AD- Last Shift filmindeki yardımcı yazarım ve yapımcım Scott Poiley, Cassadaga filminin de yardımcı yazarıydı ve hikaye adını Florida’daki Cassadaga adlı  gerçek yerden almaktadır. Scott, Florida civarında doğup büyüdüğü için o bölgeyi çok iyi biliyordu. Orası çok zengin bir tarihe sahip, harika bir yer. Burası dünyanın medyum başkenti olarak görülür ve bu şekilde yaşayan, bu hayat biçimini benimsemiş ve bir topluluk altında bir araya gelmiş insanların mekanıdır. Bütün filme ilham veren ilginç bir film seti oluşturmuştur.

KE-  Yönetmenlğini yaptığınız Dread, Clive Barker’ın kısa bir hikayesinden uyarlama. Nereden aklınıza geldi bu hikayeyi bir uzun metrajlı filme dönüştürmek? İ

AD- Clive'ın en sevdiğim hikayesiydi. Beni çok etkiledi çünkü hikaye çok kuvvetli bir gerçeklik üzerine kurulmuştu, aynı zamanda Clive'ın doğaüstü olmayan ender hikayelerinden biridir ve bu açıdan çok özeldi.Hikayedeki Quaid karakteri beni büyüledi ve onun psikolojisiyle ilgili çoğu şeyi anladım. Kural dışı, kabul edilebilir davranışların sınırında  duran karakterlerle çalışmayı seviyorum. Çünkü ufak bir hamleyle bu tip bir insanı sınırın çok ötesine yollayabilirsiniz ve ben bu tür şeyleri çok seviyorum.

KE-  Yeni filminiz Most Likely To Die’dan biraz bahseder misiniz? Laura Brennan’ın senaryosunu okuduğunuzda, size “işte bu hikaye tam bana göre” dedirten şey neydi?

AD- Bu film  Scream ve April Fools Day gibi Slasher tarzı filmlere bir geri dönüş. Çocukken arkadaşlarımla evde filmler yapardık ve Slasher tarzı bıkıp usanmadan yaptığımız bir film türüydü. Dolayısıyla bu çok doğal bir tercih.Hikayesi ve öldürme biçimi çok etkileyici bir Slasher olan The Graduate gibi bir karakter yaratabilmek için sabırsızlanıyordum. 
                                     
KE- Korku sinemasında farklılık yaratmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz? İlerde "Evet bu bir Anthony DiBlasi filmi" diyebileceğimiz türden yapımlarla karşılaşacak mıyız?

AD- Umarım insanlar bunu söyleyebilir. Film yaparken benim için en önemli şey oyunculardan iyi bir verim alabilmektir. Onlarla çalışmayı ve ne tür film olursa olsun karakterlerini geliştirmeleri için onları kendi hallerine bırakmayı seviyorum. Umarım bu da yaptığım işlerde göze çarpıyordur.

KE- En beğendiğiniz 2 korku filmini ve 2 yönetmeni yazar mısınız?

AD- Definitely Fright Night by Tom Holland and The Shining by Stanley Kubrick. 
Kesinlikle Tom Holland' dan Fright Night ve Stanley Kubrick'den The Shining.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.