8 Kasım 2015

SİNEM SARIZAYİM & CEMAL BAYKAL ile RÖPORTAJ



CİN KUYUSU filminin yönetmeni Murat Toktamışoğlu ile yaptığımız röportajın ardından, bu defa filmin önemli iki oyuncusu Sinem Sarızayim ve Cemal Baykal ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdim. İki oyuncu da, kendileri ile ilk defa bir röportaj yapıldığı için çok mutlu oldular. Sanırım yeni yeteneklerin de, tanınmış oyuncular kadar değerli olduklarını hatırlayıp, onlarla da röportaj yapmak ve tanıtmak son derece önemli. Sonuçta bir sinema filminde ünlü olsun ya da olmasın herkesin emeği büyük.

Her iki oyuncu da, hem Popüler Sinemada, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendilerine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladılar

Sinem Sarızayim ve Cemal Baykal’a, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz. 



KE- Kendinizden ve oyunculuk deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?

SS- 1987 Mersin doğumlu ve fen lisesi mezunuyum. Oyunculuk her zaman aklimin bir köşesinde vardı. Hatta benden çok çevremdekilerin aklında vardı diyebilirim :) İlkokul yıllarımdan itibaren gerek akrabalarım, gerek arkadaşlarım ve komşularımızdan tutun da, dershanedeki fizik hocama kadar beni tanıyan herkes "kesinlikle tiyatroyla ilgilenmelisin" derlerdi. Çünkü, sürekli taklitler yapan, güldürmeyi seven, esprili biriydim. 6-7 yaşlarındayken "bu çocuk tam bir fırlama" dediklerinde anlamazdım ne demek istediklerini :) Kendimi bildim bileli böyleydim. Tabii taklit yeteneği ve esprili biri olmamla, Tiyatro okumam gerektiğine nasıl karar verdiler,onu onlara sormak lazım :) Bende ancak konservatuar okuduğumda verebildim bunun cevabını kendime. Aslında hiçte alakası olmadığını. İlkokuldayken annemin tiyatro kursuna yazdırmak istediğini de hatırlıyorum mesela. "Utanırım gidemem" demiştim. Simdi utanmadan "ne çok destek oldunuz bana diyorum" gülüşüyoruz. Ailem konusunda çok şanslıyım. Konservatuarda okurken ve sınavlara çalışırken annemin bana ezber yaptırdığını, ilk sahneye çıktığım oyunun dramaturgisi üzerine, ablamla saatlerce çalıştığımızı bilirim. Aile desteğinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hayallerimi gerçekleştirmemde er zaman yanımdalardı Onların desteğiyle kazandım okulu. Sonrasında ise hayalini kurduğum Kenter Tiyatrosunda oynama şansını yakaladım.

CB-1981 Ayvalık doğumluyum lisede elektrik bölümünde okurken tiyatro ve oyunculukla tanıştım. Ankara Sanat tiyatrosunda kursiyerlik yaptım bir dönem. İzmir Kültür Merkezi'nde çalışırken kamera arkasıyla tanıştım. Bir dönem de Tv dizilerinde reji ve cast için çalıştım. Sonra ver elini Dostlar tiyatrosu. 4 sezon Genco Erkal' a ışıkçılık yaptım. Şimdi Kenter Tiyatrosunun ışıkçılığını yapıyorum. Bu arada hep oynamaya çalıştım. Oyuncuları seviyorum. Çırak olmayı da seviyorum.

KE- Cin Kuyusu filmindeki canlandırdığınız karakter hakkında bilgi alabilir miyiz? Çekimler sırasında zorlandığınız yerler oldu mu?

SS- Selma karakterini canlandırıyorum. Başrol deme kısmında henüz utanıp kızarıyorum. Çünkü bu benim ilk sinema filmi deneyimim. Selma karakteri, bir türlü çocuk sahibi olamayan bir kadın. Evlat edindikleri kızı Zeynep'i de çok sevmesine rağmen, kendinden bir parça olan bebeğini doğurma arzusuyla türlü yollara başvurur. Hayatından vazgeçmeyi bile düşünür. Ama Zeynep'ten de vazgeçmez. Tek çözüm yolu olarak da, efsanelerle dolu olan bir köye çocuk sahibi olmak uğruna kocası Cemil ve kızı Zeynep'le  bir hocaya gider. Olaylar tam da köye gittikleri o andan itibaren başlar. Selma karakterini canlandırırken zorlandığım yerler elbette oldu. Özellikle şiveli konuşmaya çalıştığım bazı yerlerde saatlerce güldüğümüz anlar oldu mesela :)) Çünkü ben kendimle çok fazla dalga gecen biriyim. Herşeyin komik olan kısmını çıkarıyorum elimde olmadan. Bazen işin ciddiyetinden  çıkıp set arkasında da o şiveyi sürdürdüğüm zamanlar oluyordu. Tüm set ekibi inanılmaz. Eğlendiğimiz güldüğümüz çok zaman geçirdik. Set arkasından da bir komedi filmi çıkardı aslında. Yorulduğumuzu performansımızın düşeceğini hissettiğimiz yerde, hemen kendimi rahatlatmak için küçük muzurluklar yaparım. Bunun dozu ve insanların bundan rahatsızlık duymaması da en önemlisi tabii. Aslında bu güzel gibi görünse de, konsantre olmam konusunda bazen zorlayabiliyor beni. En çok bu konuda zorlandım aslında. Bir de samanlıkta geçen bir sahnede burnumdan tutun da, kirpiklerime kadar minik böceklerin yürüdüğü bir gün var ki, cümlenin sonunu getiremeyeceğim. Tüylerim diken diken oluyor. Yer yatağında yanıbaşımda öldürülen akrebi saymıyorum bile. Bunlar yaptığımız işin cilveleri, olmazsa olmazları. Hiçte şikayet etmedim. Sonuç olarak dağ başında köyde gecen bir hikaye. Böcek,akrep vs.olmasa saçma olurdu.
CB- Halil adında laneti tanıyan ve ona alışmış bir köylü. Herkes çok kolaylaştırıcıydı sette. Zorlanmaya fırsat kalmadı.

KE-  Cin Kuyusu sanırım ilk sinema filminiz. Tiyatrodan gelen bir oyuncu olarak bir korku filminde oynamak nasıl bir duygu? Korku filmleri bana sanki diğer film türlerine göre daha zor ve titizlik gerektiren bir oyunculuk gerektiriyor gibi. Siz ne düşünüyorsunuz bu durumla ilgili?

SİNEM SARIZAYİM - Evet ilk sinema filmim. Korku filmi biraz daha titizlik gerektiriyor aslında, çünkü korkuyu karşıya geçirmek daha zordur her zaman. Bir de efekt olmadan, hiçbir öge yokken daha zorlaşıyor herşey. Burada yönetmenin payı çok büyük bence. Murat Toktamışoğlu bu konuda cok esnek bırakıyor oyuncuyu. Buradan da teşekkür etmek isterim kendisine. Daha önce çektiği korku filmlerinden dolayı da deneyimli ve iyi bir yönetmen. Benim ilk korku filmi deneyimim olmasıyla birlikte, İLK film deneyimim Cin Kuyusu.

KE- Cin Kuyusu sanırım ikinci sinema filminiz. Korku filminde oynamak nasıl bir duygu? Korku filmleri bana sanki diğer film türlerine göre daha zor ve titizlik gerektiren bir oyunculuk gerektiriyor gibi. Siz ne düşünüyorsunuz bu durumla ilgili?

CEMAL BAYKAL - Şerif Gören'in "Ay Bürken Uyuyamam" filmi ilk filmim aslında. Erdem Tepegöz'le Zerre de çalıştık. Murat hocayla da 3 ledik. Korku filmi, fantastik bir deneyimdi ve hayal gücümün sınırlarını genişletmeme yardımcı oldu diyebilirim kısaca.

KE- Türk seyircisinin korku filmlerimize karşı olan önyargıları artık yıkıldı diye düşünüyorum. ( En azından benim öyle). Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, alıştılar mı bizim korku hikayelerine ve oyunculuklara?

SS- Alıştılar ki, günden güne artan bir izletici kitlesi var diye düşünüyorum. Bu da güzel birşey aslında. Zaten gerçek korku filmi tutkunları,Türk-yabancı demeden tüm filmleri takip ediyor bir şekilde. O yüzden belli bir izleyici kitlesi oluyor mutlaka.
CB- Korkmamayı öğreniyoruz sanırım seyirci olarak.

KE- Yeniden bir korku filminde rol almak ister misiniz? Yakın zamanda yeni film projeleriniz var mı?

SS-  Olabilir tabii ki, neden olmasın. Kesin olmamakla birlikte bir film projesi var ama totem yaptım kesinleşene kadar sessizim :)

CB- Teklif gelirse neden olmasın. Netleşmiş bir proje yok şu an için.

KE- Türk Korku sinemasının cinler ve büyülerle dolu dünyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Farklı konularda korku filmleri çekilecek mi sizce Türkiye’de?

SS- İnançlarımızdan kaynaklı mıdır, bilmiyorum ama genellikle ruhlu, cinli filmlerden daha çok korkuyor insanlar sanırım, bu yüzden çoğunlukla cinli temalı filmler çekiliyor bence. Tabii bu benim varsayımım. Filmin bütçesi ki bence filmin kalitesi ve inandırıcılığı açısından en önemli faktörlerden biri de bu. Ayrıca senaristin hayal gücü gibi birçok faktör de nedenlerin içinde yer alıyor. Mesela psikolojik gerilim türündekiler de çok ilgimi çeker benim. Bu türde şu an yarım kalan bir senaryom bile var. Umarım bir gün bende onu hayata geçirme fırsatı yakalarım.

CB - İyi sıhhatte olsunlar" diyorum öncelikle :) Kültürümüzde malzeme çok aslında. Farklı konularla harmanlanırsa korkuya yeni bir boyut kazandırılabilir belki. 

KE- Korku filmi setinde çalışmak nasıl bir duygu? Başınızdan geçen enteresan bir olay varsa bizimle paylaşır mısınız?

SS- Korku filminde oynamak benim hayallerim arasında vardı aslında. Çünkü korku filmi izlemesini çok seviyorum, ayni zamanda izlerken de çok korkuyorum :) Hep aklıma gelirdi " Bir gün korku filminde oynasam nasıl olur acaba?" diye. Nasıl olduğunu gördüm :) Korkudan lavaboya tek gidemediğimi bilirim :) Başımdan geçen enteresan anılar oldu tabii ki, çok anlatmak istemiyorum. Ama bir gece setten eve  döndüğümde, korkudan odama gidip pijamalarımı giyinemediğim, balkonda sabahladığım bir günü hatırlıyorum mesela. Sadece çekimler değil, insanlar başından geçen,ya da duydukları şehir efsanelerini falan da anlatıyorlar birbirlerine. Ee atmosfer zaten korkunç, herşeyden etkileniyor tabii insan.Bir de eve döndüğünüzde tekseniz, uykusuz kalmak kaçınılmaz oluyor.

CB- Çekimlerin yapıldığı köyde sahne beklerken, Asi Güner ve Emre Korkmaz ile birlikte yürüyüş yaptığımız esnada yaklaşık 400 kiloluk bir manda üzerimize koşmaya başladı ! Neyse ki kaçtık. Buzağısını koruyormuş hayvan, tabii bizim bundan haberimiz yok. Sıyrıklar ve soğuk ter. Filme katkısı olduğunu düşünüyorum. :)

KE- Korku filmleri izlemeyi sever misiniz? Korku filmlerine ait en sevdiğiniz yabancı 2 yönetmeni ve 2 filmi nedenleriyle birlikte yazar mısınız?

SS-  3 tane korku filmini üst üste izleyecek kadar seviyorum evet :) Bu konuda normal olmadığımı söylüyorlar itiraf ediyorum. Düşünsenize 4-5 saat boyunca gerildiğinizi. Zaten, normalde de arkama geçip "bööğğhh" deseler korkan bir insanim ben, birde film izlerken attığım çığlıkları siz düşünün artık. Özellikle korku filmi günleri yapıyoruz arkadaşlarla zaman zaman.
Guillermo Del Toro'yu  ve James Wan'ı başarılı buluyorum.James Wan'ın The Conjuring ve Insidious serisi aklimda kalanlardan bazıları.

CB- Nadiren korku filmi izliyorum. Küçükken Alacakaranlık Kuşağı vardı televizyonda gerilerek izlediğimi hatırlıyorum. Elm Sokağı Kabusları da hala korkutabilir.

 Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.