21 Aralık 2015

ALISTAIR LEGRAND ile RÖPORTAJ


Korku filmlerine emek veren yerli/yabancı yönetmenlerle yaptığım röportaj serüveninin bu defaki konuğu Alistair Legrand. İster Türkiye’de, ister yurtdışında olsun tanınmış isimlerin yanı sıra, korku sinemasına emek veren, yeni başlayan yönetmen veya oyuncular ile söyleşi yapılması, onların da tanınması gerektiği ilkesini tekrar savunarak röportajlarımı sürdürmeye devam ediyorum.İ

The Diabolical, Alistair’in ilk yönetmenlik denemesi. Bana göre, bir ilk olarak gayet başarılı bir gerilim filmine imzasını atmış. Finale doğru filmin başka bir havaya bürünmesi ve oyuncu olarak da Ali Larter’ı seçmesi yerinde bir karar olmuş.
Kendisi hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere sorduğum  soruları beni kırmayarak cevapladı. 

Alistair Legrand’a bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz



KE- İlk yönetmenliğini yaptığınız film neden bir korku filmi? Korku sinemasına olan ilginiz nereden geliyor?

AL- Çocukluğumdan beri korku filmlerini hep sevmişimdir. Sanat, sinema, tv ve resimden daha ziyade ölümü çağrıştıran şeyleri severim. Bu tür şeyler çok ilgimi çeker. Yönetmen olarak da diyebilirim ki, korku  tam bir oyun alanı çünkü birçok başka türü bir araya getirip bir potada eritebildiğiniz bir tür. Korku gerçekten çok iyi bir şekilde yaratılabilir.

KE- The Diabolical ilk yönetmenlik deneyiminize göre oldukça başarılı bir film. Senaryosunu da Luke Harvis ile beraber yazdınız. Bu kadar enteresan bir hikayenin arkasındaki sır nedir? İlham kaynağınız olan film var mı? 

AL- Bu aslında büyülü ev filmleri sevdasından doğdu ve de bugünlerde çok fazla bu tip film gördüğümüz için biz yeni bir şey yapmak istedik. Eşyaların havalanması ve nefeslerin kesilmesi için yeni bir neden yani. Back to the Future ve Poltergeist'i aynı gün izliyordum ve kafamda bir şimşek çaktı. Her şeyi düzgün bir şekilde yapmaya çalışarak ben ve  hikaye yazarı arkadaşım senaryo üzerinde gerçekten çok çalıştık çünkü konu zaman yolculuğuyla ilgiliydi ve normal bir senaryo yazımından daha uzun sürdü. Beni etkileyen filmler Zemeckis 'in CONTACT filmi, orijinal Poltergeist ve The Entity !  

KE- The Diabolical’ın sanki devamı gelecek gibi gözüküyor. Böyle bir projeniz var mı?

AL- Umarım ! Devam filmi yapmayı gerçekten istiyoruz ve yazılmış iki de değişik senaryo var elimizde. Biri çok büyük bütçeli diğeri ise, çok daha düşük bütçeli. Ayrıca CamSET dünyasıyla ilgili bir çizgi roman çekmek istiyorum.( Sinemada kötülük kurumu )

KE- Başrole Ali Larter gibi başarılı bir oyuncuyu seçmenizdeki sebep nedir? 

AL- Her zaman Ali 'nin büyük bir hayranı olmuşumdur ve de onunla çalışmak istemişimdir. O çok zeki bir insan ve bu tip bir rol için de böyle birine ihtiyaç duyduk. Bir anne gibi yaklaştı role ve gerçekten çok iyi anlaştık. O müthiş biri.

KE- Çocuk oyuncularla sette çalışmanın zorlukları oluyor mu? Sette yaşadığınız ilginç bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

AL- Çocuklarla çalışmanın en zor yanı, çok fazla zamanınızın gitmesi. Beş yaşında bir oyuncumuz vardı ve onunla sadece bir kaç saat çekim yapabildik. Özellikle de özel efektler kullanıldığında işler daha da zorlaşıyor ama çocuklar harikaydı. Oyuncuları seçerken doğal ve soğukkanlı çocuklar bulmanız çok önemli. Max de Chloe de  rüya gibiydi.

KE- Bir korku filminin sonuna kadar seyirciyi merak içinde bırakmak ve bunu başarmak kolay bir iş değil. İzleyiciyi ekrana kilitlemek için ne gibi yöntemlere başvurursunuz? Sizce bir korku filminde bunu sağlamak için neler yapılmalı?

AL- Sanırım, önemsediğiniz karakterler hakkında çok güçlü bir hikaye anlatmak çok önemli hele de korku türünde. Ölmek üzere olan insanlara ya da maket bıçağıyla kafasına vurulmuş insanlara karşı hassasça yaklaşmalısınız. Ayrıca ben ve editörüm çok heyecanlı, hızlı akan bir hikaye ortaya çıkartmak için gerçekten çok uğraştık. 


KE- Korku filme çekmeye devam edecek misiniz? Yeni projelerinizden biraz bahseder misiniz? 

AL- Evet uzun bir süre korku filmi yapmak istiyorum. Bir sonraki film hafif Cronenberg soslu daha çok De Palma vari bir şey olacak. İsmi CLINICAL ve umarım şubatta çekimlere başlayacağız. 

KE- Şimdiye kadar hiç Türk korku filmi izlediniz mi? İzlediyseniz düşünceleriniz nelerdir?

AL- Sadece BASKIN 'ı izledim. İnanılmaz bir filmdi. Türk korku filmi türü üzerine araştırma yapmaya başladım. Bir kez daha korkunun ne müthiş ve dehşet bir şey olduğunu gördüm. Bana göre Türk korku filmleri geleceğin bombası.

KE- En beğendiğiniz 2 korku filmini ve 2 yönetmeni yazar mısınız?

AL- En sevdiğim iki korku filmi ! Zor bir soru. Antonia Bird'ün RAVENOUS filmi ve The Thing. Favori yönetmenlerime gelince Alexandre Aja ve John Carpenter.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.