9 Aralık 2015

İREM DENİZ & DİLŞAH DEMİR ile RÖPORTAJ



Korku filmleri üzerine yapılan sohbetler devam ediyor. Azap filminin yönetmenleri Ulaş ve Dilek ile yaptığım ve yayınladığım röportajdan sonra şimdi sırada, filmin oyuncuları İrem Deniz ve Dilşah Demir var. Moda’da bir cafede gerçekleştirdiğimiz sohbet oldukça keyifli geçti. Korku sinemasının yeni yüzleri olan İrem ve Dilşah, sinemanın yanı sıra, hem tiyatro hem de dans üzerine eğitim almış iki oyuncu. Azap filminin yönetmenleri dahil olmak üzere tüm yapım ve teknik ekibi ile birlikte olmaktan çok mutluluk duyan iki oyuncuya kariyerlerinde başarı diliyoruz.
Kendileri, hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladılar.

İrem ve Dilşah ikilisine, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyorum.


KE- Kendinizden ve oyunculuk deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?

İD- 1988 Manisa doğumluyum. 7 yaşımda dans etmeye başladım. Sanırım dansın da etkisiyle çocukluğumdan beri hayalim sahnede olmaktı. 2013’te Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Oyunculuk bölümünden mezun oldum ve aynı yıl İstanbul’a yerleştim. Mezun olduğumdan bu yana Tiyatro Craft’ta, İstanbul Devlet Tiyatrosunda, Tiyatro Oyun kutusuyla Bo Sahne’de birçok oyunda rol aldım. Azap filmiyle de ilk sinema deneyimim hayata geçmiş oldu. Bu arada dans etmeye hala devam ediyorum.

DDMerhaba. 23 yaşında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonar İstanbul’a yerleşip çalışmaya başladım. Yerleştiğim ilk sene Tiyatro Kılçık’ın atölyesinde tiyatro temel eğitimi aldıktan iki yıl sonra, Pera güzel Sanatlar’da Tiyatro Bölümü’ne girdim. Üçüncü sınıftayken Tiyatro Kılçık’ın kadrosuna dahil olup 2013 yılına kadar onlarla çalıştım. Pera’dan mezun olduktan hemen sonra Kadir Has üniversitesi Film ve Drama Bölümü’nde oyunculuk üzerine yüksek lisansımı bitirdim. Dört yıl öncesinde Mediatif  Dans’da kısa bir eğitim sürecinin ardından Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nda modern dans eğitimi almaya devam ettim, hala da etmekteyim.  Çeşitli film, dizi ve şovlarda oyunculuk yaptım. Şimdi de “Buyur Burdan Bak” adlı programda oynamaya devam ediyorum. Otuz yaşındayım, sevdiğim, önemsediğim ve yapmak istediğim sayısız şey var. Hayatımda ‘öncelik’ kavramına yer veremeyen ben, tek şeyi birinci sıraya koyabilirim;  Müziği.

KE- Azap filmindeki canlandırdığınız karakter hakkında bilgi alabilir miyiz?

İD – Azap Filminde oynadığım karakterin adı Ayşin. Aklı başında, idealist bir öğretmen. Uzun süre atama beklemiş ve ataması cin haberleriyle manşet olmuş bir köye çıkmıştır. Arkadaşlarının ısrarına rağmen köye giden Ayşin’i, Fatma Ana adında bir kadın misafir eder. Köyün atmosferi, evinde kaldığı Fatma Ana’nın gariplikleri ve sürekli geceye uyanıyor olması, Ayşin’in olan biteni sorgulamaya başlamasına neden olur. Elini kolunu bağlayan kimse olmasa da içinde bulunduğu durum kaçıp gitmesine engel olmaktadır. Film boyunca Ayşin’i paralel akan bir zamanda, hem köyde hem de arkadaşlarının evinde görüyoruz. İki zamanı birbirine bağlayan ortak noktalar olsa da,  Ayşin’in yaşadıkları birbirinden oldukça farklı. Köyde kurtulmaya çalışan Ayşin, arkadaşlarının yanında ise kurtarılması gereken ve korku uyandıran bir konumda.

DD- Azap filminde alfa bir kadını canlandırdım. Hayatı tiye alan Özlem; insanların korkularıyla dalga geçecek kadar korkudan uzak yaşayan biri. 
KE- Korku/Gerilim filmlerinin çekimleri sırasında ister istemez rol gereği bile olsa oynadığınız karaktere büründüğünüzde mutlaka etkilendiğiniz anlar oluyordur. Çekimler sırasında veya sonrasında başınızdan geçen ilginç olaylar oldu mu?

İD - Açık konuşmak gerekirse benim mesleğime bakışımda ve çalışma şeklimde bürünmek gibi bir olgu söz konusu değil, hatta bunu sağlıksız bulduğumu bile söyleyebilirim. Oyuncu kişisinin karakterini objektif olarak ele alabilmesi ve yaklaşabilmesi için de metine ve rolüne belirli bir mesafeden bakması gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında sette yaratılan atmosfer ve hocalarım Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil’in  yaptığı yönlendirmeler kesinlikle etkileyiciydi, ama bu canlandırdığım karakterden tamamen bağımsız, çok başka açılardan,  oyuncu olarak İrem’i etkileyen şeyler. İşin doğası ve çekimlerin yapıldığı yerler gereği başımıza gelen bir sürü ilginç şey de oldu tabi, ama bunların hiç biri cin hikayesi çekiyor olmamızla alakalı değildi. Çekimlerin 1. Haftasında babamı kaybettim örneğin ve sete devam etmek zorundaydık. Bugüne kadar verdiğim en büyük sınavdı diyebilirim. Bütün ekip bu süreçte bana yardımcı olabilmek için elinden geleni yaptı, hepsine bir kez daha teşekkür ederim.

DD-  Etkilendiğim anı yazarsam büyük bir spoiler (tam türkçe karşılığı bende yok) vermiş olurum ama, Ayşin karakterinden çok etkilendiğim bir sahne olduğunu söylemem de sakınca olmamalı J  Ekipte çalışan onca insanın işe konsantre olmamız için  bize gösterdiği özen benim için ilginç bir olaydı. Gerçekten.
KE- Azap sanırım ilk sinema filminiz. Tiyatrodan gelen bir oyuncu olarak ilk deneyiminizin bir korku filmi olması nasıl bir duygu? Senaryoyu okuduğunuzda neler hissettiniz? Hiç yapamayacağınızı düşündünüz mü?

İD - Evet Azap ilk sinema filmim. Korku filminde oynamak hep istediğim bir şeydi. Uçlarda duyguların konu edildiği ve haliyle oyuncuyu zorlayan bir tür çünkü. Senaryoya gelince, tabii ki korku ögeleri barındırıyor fakat ben ilk okuduğumdan beri gerilime daha yakın olduğunu düşünüyorum. Sadece korkutmayı amaçlamadığı içinde inandırıcılığı yüksek. Oynadığım Ayşin karakteri filmin tam merkezinde duruyor ve birçok duyguyu bir arada barındırıyor. Bu yüzden benim için tüm film süreci verimli ve çok heyecan vericiydi. Çekimlere başlamadan önce bazı sahnelerle ilgili korkularım vardı açıkçası. Fakat yönetmenlerimiz yapamayacağımı düşünmeme pek fırsat vermedi desem yalan olmaz. İstedikleri duyguyu ve performansı oyuncudan alma konusunda kendilerine ait bir çalışma şekilleri var ve içlerine sinmediği sürece çalışmaya devam ediyorlar.

KE- Daha öncede bir korku filmi deneyiminiz oldu. Komedi filmlerinde de oynayan bir oyuncu olarak korku filmlerinde yer almak nasıl bir duygu? Diğer türlere göre daha zorlayıcı kısımları var mı?

DD- Komedi filmlerinde oynamış olmamın korku filminde oynayacak olmama bir etkisi olmadı. Evet diğer türlere nazaran insanda korku uyandırmaya hizmet eden sahnelerde bir oyuncu olarak konsantrasyon problemi yaşayıp duruma inanmayı tekrar ve tekrar kendime hatırlatmaya çalıştım çünkü böyle korkulara yaşamım da çok az düşüyorum ki, bir oyuncunun kendi hayatındaki donelerle sınırlı kalmayıp rolle özdeşleşmek için birçok tekniğe başvurabileceği düşüncesine inanmama rağmen. Bu da benim eksiğim.
KE- Gerçek hayatta cinlerle ya da büyülerle ilgili anlatılan hikayeler sizi etkiler mi?

İD-  İster istemez etkiliyor tabiİ ki. Filmde Ayşin’in bu konuda söylediği gibi, öyle bir şey ki bir kere açılınca konuşuldukça konuşuluyor. Gerçekten de öyle, o yüzden bu gibi konularla ilgili hikayeleri pek dinlememeye çalışıyorum.

DD- Bir kere etkiledi ama iyi geldi etkilenmek, daha da etkilenmem J
KE- Yeniden bir korku filminde rol almak ister misiniz? Yakın zamanda yeni film projeleriniz var mı?

İD- Oynamayı isterim tabii ki. Her proje yeni bir deneyim demek. Fakat birbirinden farklı türde ve birbirine benzemeyen karakterleri oynamak asıl hedefim. Şimdilik görünen  yeni bir proje yok, tiyatroya devam ediyorum
.
DD- Korku filminde oynamaya her zaman açığım, evet isterim tabi J Var “Yolculuk” adında çekim süreci devam eden bağımsız bir filmde rol aldım.
KE- Devamlı cinler, büyüler ya da doğaüstü varlıklar olsun birçok film piyasaya çıkıyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bir süre sonra seyirciyi bıktırır mı bu konular? Yoksa bu rekabet daha mı iyi oluyor Türk korku sineması için?

İD- Cin ve büyü hikayeleri kültürümüzde var ve o yüzden ilgi çekiyor haliyle. Bu gibi hikayelerinin korku-gerilim içinde çok iyi malzeme verdiği bir gerçek. Türk korku sinemasının bu konu üzerinde yoğunlaşması seyirciyi sıkmaya başlıyor bile olsa, iyi olanların mutlaka aradan sıyrılacağına inanıyorum.

DD-  Bu konu hakkında birşey bilmeden cevap veriyorum; bıktırmaz. Rekabet? Bilmiyorum.
KE- Tiyatro ya da sinema olsun rol tekliflerinde karşınıza çıkan senaryolarda en çok neye dikkat edersiniz?

İD- Çok naif bir yerden önce beni heyecanlandırıp heyecanlandırmadığına bakarım. Ne söylediği ve bunu nasıl söylediği de önemli tabii ki. İnanmadığım bir projenin içinde olmayı istemem. 

DD- Bence oynayacağım karaktere ve senaryonun işleyişine dikkat etmeliyim. Çok sıradan oluşan anları bile öyle şekillerde anlatanlar var ki ‘konu’ bahanesi bu işin J
KE-Korku filmleri izlemeyi sever misiniz? Korku filmlerine ait en sevdiğiniz birkaç yabancı filmi yazar mısınız?

İD- Salt korku filmlerindense gerilim filmi izlemeyi daha çok seviyorum. Film değil ama yönetmen söyleyebilirim. Stanley Kubrick’e özel bir hayranlığım olmasının yanı sıra, David Lynch, Roman Polanski ve Michael Haneke izlemekten özel keyif aldığım yönetmenler.

DD- Film seçimlerimde genelde korku türünü tercih etmiyorum. The Shining, Aliens, Let The Right One In, The Birds, 28 Days Later, The Others, Funny Games, Only Lovers Left Alive, Thirst, Taxidermia, Dans ma peau, Antichrist en sevdiklerim.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.