24 Ocak 2016

JOHN CARPENTER ile kısa bir RÖPORTAJ


Korku sinemasına hayat veren birçok yerli ve yabancı yönetmenlerle röportaj yaptım. Fakat bu seferki konuğum olan korku ustası Mr.John Carpenter için bir hayli uğraştım doğrusu. Kendisine ulaşmak o kadar kolay olmadı. Sosyal medya üzerinden tanıştığım yönetmen ve oyuncu dostlarımın yardımları ile önce John Carpenter’ın eşinin kurduğu şirketle bağlantıya geçtim. Bu arada müzisyen oğlu Cody Carpenter ile de bağlantıyı kesmedim tabii ki. Yazışmalar yapıldı, fakat o sıralar John Carpenter’’ın, oğlu ile beraber çıkarttıkları albüm ile ilgili çalışmaları vardı ve kendisi çok yoğundu. Bir süre sonra cevap geldi ve kısa olmak şartıyla 5-6 soruyu cevaplayacağını belirtti. Ben o maili okurken önce şaşırdım sonra inanılmaz heyecanladım. O kısım anlatılamaz, yaşanır J. 80’lerden beri kendisinin büyük bir hayranı olarak, John Carpenter ile kısa da olsa bir soru cevap ( bu tam bir röportaj sayılmaz) gerçekleştirdim. Bu bile benim için büyük bir onur. Böyle bir şeyin olabileceğini tahmin bile edemezdim. Sonuçta bahsettiğimiz kişi John Carpenter. Birçok korku filminin çıkışına ön ayak olmuş ve çoğu yönetmenin ilham kaynağı olan bir korku filmleri ustası. Michael Myers’ı yaratan kişi daha ne anlatayım ki
.
Hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları o kadar işinin arasında cevaplayan Mr.John Carpenter’a teklifimi geri çevirmediği için çok teşekkür ediyorum.


S1 - “Halloween’in yıllarca kült olarak kalmasındaki en büyük etken nedir? Yaratılan Michael Myers karakteri mi, yoksa devam filmleriyle bütünleşip bir seri haline gelmesi mi?

JC- HALLOWEEN'deki amaç basit bir korku filmi yapmaktı.  Kesinlikle bu karakterdir çünkü, filmin daha derinlerde yatan tematik altyapısı, Michael Myers’ın salt kötülüğün timsali olarak var olmasını gerektiriyordu.

KE  Biyografinize baktığımızda, sadece slasher değil, bilim-kurgu, fantastik, aksiyon gibi farklı türlerde pek çok filme rastlıyoruz. Seçimlerdeki bu titizlik nereden geliyor?

JC- Aslında sadece en beğendiğim filmleri çekmeyi tercih ettim diyebiliriz.

KE- Kendi filmleriniz dahil olmak üzere birçok film ve dizilerin müziklerini de yapıyorsunuz. Oğlunuz Cody Carpenter’da müzisyen ve birlikte güzel bir albümde yaptınız. Müziğe olan tutkunuz nereden geliyor?

JC-  Ben hep müzikle büyüdüm. Babam başarılı bir keman sanatçısıydı. Sanırım benim kabiliyetim de buradan geliyor.

S4- Sizin yarattığınız filmlerin çoğu korku sinemasında bir ilk olma özelliği taşır ve hikayeleriniz birçok yönetmene ilham kaynağı olmuştur. Neden hala iyi bir korku filmi izlemek istediğimizde eski korku filmlerini tercih ediyoruz?

JC- Sinemanın doğuşundan beri korku filmleri her zaman hayatımızın bir parçası olmuştur. Zaman değişirken kültürde beraberinde değişir.  Ama genelde içeriği hep aynıdır. Korku filmlerinin çoğu kötüdür, bazıları ise vasattır ve çok çok azı iyidir. İşte seçimler burada ortaya çıkar. 

KE- Size göre korku filmlerinde hangisi daha önemli? Plastik makyajlar mı CGI mı?

JC-  Evet kesinlikle plastik makyaj ama CGI’da artık çok önemli.

KE- Yeniden korku filmlerine dönmeyi düşünüyor musunuz?

JC- Bu benim işim sinema sektöründe asla asla dememek gerekir.

John Carpenter Filmleri

Captain Voyeur (1969) 
Dark Star (1974) 
Assault on Precinct 13 (1976) 
Halloween (1978) 
Someone's Watching Me! (1978) 
Elvis (1979) 
The Fog (1980) 
Escape from New York (1981) 
The Thing (1982) 
Christine (1983) 
Starman (1984) 
Big Trouble in Little China (1986) 
Prince of Darkness (1987) 
They Live (1988)
 Memoirs of an Invisible Man (1992) 
Body Bags (1993) 
In the Mouth of Madness (1995) 
Village of the Damned (1995) 
Escape from L.A. (1996) 
Vampires (1998) 
Ghosts of Mars (2001) 
The Ward (2010)


Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.