16 Ocak 2016

MICHAEL & SHAWN RASMUSSEN ile RÖPORTAJ


James Carpenter’ın The Ward (Koğuş) filminin senaryosunu yazan Rasmussen kardeşler korku sineması üzerine yaptığım röportajlarımın bu defaki konukları. Dark Feed filmi ile tanınan Michael ve Shawn kardeşler son filmleri The Inhabitants ile de korku severlerin beğenisi kazandılar.

Kendileri, hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladılar.

Michael ve Shawn ikilisine, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyorum.


KE- İki kardeş birlikte korku filmleri yazıyor ve yönetiyorsunuz. Korku filmi tutkunuz nereden geliyor?

MR- Sanırım bu çocukluğumuzdan kalma bir tutku. John Carpenter gibi çok büyük yönetmenlerin çektiği korku filmlerini izleyerek büyüdük. O karanlık salonlarda oturup bizi sarsan o korku filmlerini izlememizin bir neden varmış demek. Ne zaman ki, kendi filmlerimizi yapmaya başladık biz de aynı şeyi uygulamaya çalıştık.

SR- Galiba insanları korkutmayı seviyoruz ve kabul etmeliyim ki bunu yapmak bu günlerde gittikçe zorlaşıyor.

KE- Son filminiz The Inhabitants’ı izlerken farklı birçok korku filmi aklımıza geliyor. Sanki bazı filmlerin mixlenmiş hali gibi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? İlham aldığınız filmler oldu mu?

MR- Kesinlikle geriye dönük bir şey yaratmak için yola çıktık. Büyürken izlediğimiz o  filmlerin THE CHANGELING, LET'S SCARE JESSICA TO DEATH, THE HAUNTING OF JULIA ve BURNT OFFERINGS 'in tarzını ve duygularını yansıtan bir film yapmak istedik. 

SR- Her ne kadar bu tür  klasikleşmiş filmlerden ilham alsak da THE INHABITANTS filmini yeni ve sıra dışı bir alana  taşımaya çalıştık. "Found footage" filmlerine izleyici onay vermişti. Ayrıca büyücülük ile  ilgili müthiş bir tarih barındıran bu ev vardı elimizde ve bu yüzden biz de hikayeye bir sürü şey ekledik bu konuyla ilgili.

KE- Bu kadar titizlik gerektiren çekimler sırasında yaşadığınız en zor anlar nelerdir? Bizimle paylaşır mısınız?

MR-  Biz THE INHABITANTS filmini çok küçük bir bütçeyle ve çok az insanla çektik. Hep o sınırlar içinde kalmanın yollarını aradık ki, bu gerçekten çok büyük bir meydan okumaydı.

SR-  Yine de bütün o sınırları kabullendik gerçekten. Zaten mecburduk. Michael kamerayı çalıştırırken benim de mikrofon kolunu tutmam gerekiyorsa bile, biz bir şekilde bunu becerdik. Bu gerçekten bizi güçlendiren bir şeydi aslında.
Bence iyi bir yönetmen olmak sizin iyi bir problem çözücü olmanızı da gerektirir.

S4-  John Carpenter gibi bir korku filmi üstadına senaryo yazmak ve onu kabul ettirmek nasıl bir duygu? The Ward’ın senaryosunun kabul edilme aşaması hakkında biraz bilgi verir misiniz?

MR- John Carpenter ile çalışmak aslında gerçekleşen bir hayaldi. O bizim çocukken adeta ilahlaştırdığımız biriydi. Bu yüzden  birer yetişkin olarak onunla beraber çalışma fırsatı yakalamak tamamen gerçek üstü bir şey. Eğer birileri böyle bir şeyin olacağını söyleseydi önceden kesinlikle inanmazdık.

SR-  Gerçek biri olması şaşırtıcıydı.Normal, sıradan bir insan gerçekten. Birlikte çalışırken son derece verici ve farklı seslere saygılı birisi. Onunla çalışmak bize çok şey öğretti.

S5- Korku sinemasında farklılık yaratmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz? İlerde "Evet bu bir Rassmussen Brothers filmi" diyebileceğimiz türden yapımlarla karşılaşacak mıyız?

MR- THE INHABITANTS bizim yönetmen olarak daha ikinci filmimiz ve sürekli bir şeyler öğreniyoruz. Filmlerimizin bol katmanlı olmasını isteriz sadece korkutucu değil aynı zamanda ürkütücü ve esrarengiz olmalarını da istiyoruz tabii ki. Amacımız her zaman izleyicinin aklında kalan filmler yapmaktır.

SR- Michael'ın da dediği gibi hala öğreniyoruz. Ama her yeni filmle farklı bir şey yapmaya çalışıyoruz  Aynı filmi tekrar etmemek bizim için gerçekten çok önemli.

S6- Bize yeni projeleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Korku filmlerine devam mı?

MR- Şu an üzerinde çalıştığımız bir sürü proje var. Lovecrafts'ın SHADOW OVER INNSMOUTH' ından ilham alan  BLACK AUTUMN adlı bir senaryo üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca New York 'un altındaki tünellerde geçen bir tür yeraltı korku filmi olan SUBCULTURE diye bir proje daha var.

SR-  Üstesinden gelmeyi umduğumuz bir tekrar filmi de var ayrıca. Aslı bir İspanyol filmi. Bu projeye dahil olan müthiş bir kadro var. Umarım yakında hakkında daha çok konuşabiliriz. Korku türü üzerine çalışmaktan çok mutluyuz. Fanlar harika ve bu tip filmler bizim yapmaktan çok keyif aldığımız türde filmler.

S7- İkinizin sette ya da senaryonun ortaya çıkışı sırasında anlaşamadığınız noktalar oluyor mu? Birbirinizin hangi huylarınızı sevmiyorsunuz?

MR- Birlikte çok uyumlu çalışıyoruz. Sanırım bu kardeş olmamızdan ve birbirimizi çok uzun zamandır tanıyor olmamızdan kaynaklı. Anlaşamadığımız noktalar olduğunda da bir şekilde halletmeye çalışıyoruz.

SR-  Aslında anlaşamadığımız çok önemli bir husus olmadı şimdiye kadar. Sık sık farklı fikirler ortaya atarız ve sonra biraz zaman tanırız ve birimiz eninde sonunda diğerinin fikrine yakınlık duyar. En iyi fikir diğerini bir şekilde alt eder.

S8- Korku filmi çekerken seyircinin hikayeden kopmaması için nelere dikkat etmek gerekiyor? Sadece efektler ve ani çıkışların arkasına sığınmak doğru mu? Sonuçta onlar bir anlık korku yaratan ögeler.

MR-  Bizim için izleyiciyi yerinden zıplatmak ya da iğrendirmek yeterli değil. Biz izleyicinin kendini rahatsız hissetmesini istiyoruz. Günümüz izleyicisi ürkütücü sahnelere o kadar alışmış ki artık bu tür sahneler etkisini yitirmiş görünüyor. Biz yaptığımız filmlerle bunu aşmak istiyoruz.

SR-  Günümüz izleyicisi çok zeki. Bu yüzden daha önce de dediğim gibi artık insanları korkutmak hiç kolay değil. Ortada sadece bir avuç ürkütücü sahne varsa izleyiciler artık bunlardan etkilenmiyor. Bizim için gerilimi ve korkuyu yaratmak ve sürdürmek her şeyden önemli. Biz onların adeta koltuklarının ucunda oturmalarını istiyoruz.

S9- Şimdiye kadar hiç Türk korku filmi izlediniz mi? İzlediyseniz düşünceleriniz nelerdir?

MR-  Üzgünüm ki şimdiye kadar hiç Türk korku filmi izleme şansımız olmadı. Ama BASKIN filmiyle ilgili müthiş şeyler duyuyoruz dolayısıyla umarım en kısa zamanda izleriz.

SR-  Tavsiye ettiğiniz Türk korku filmi var mı, araştıralım? 

S10- En beğendiğiniz 2 korku filmini ve 2 yönetmeni yazar mısınız?

MR- Bana göre THE THING ve ALIEN. İkisi de o kadar müthiş ki. Dayanması çok zor bir tür terör ve tecrit duygusu  resmediyorlar. Yönetmenlere gelince John Carpenter favorimdir. Bir de Alfred Hitchcock diyebilirim. Bazıları onun yaptığı filmler için korku değil diyebilir. Ama A.Hitchcock 'un bu türde ve bizim tarzımız üstünde çok büyük etkisi vardır.

SR-  Ben HALLOWEEN ve PSYCHO ' yu da bu listeye eklerim. Yönetmenlere gelince aynı yönetmenler, Carpenter ve Hitchcock.