16 Ocak 2016

POINT BREAK


1991 yılının efsane filmi Point Break, 2015 model yeni tasarımı ile tekrardan karşımızda. O döneme göre çok iyi bir iş çıkaran bayan yönetmen Kathryn Bigelow’ın Point Break filmi, Keanu Reeves ve Patrick Swayze’in harika performansları ve başarılı senaryosu ile unutulmayan filmler arasına girmişti. Artık bir kült haline gelmiş olan bu filme neden remake ihtiyacı duyuldu, o da bilinmez.

Yeni filmin ana hikayesi aslında eski filmden çok farklı değil. Yine bir FBI ajanı var ve extreme sporlarlarına düşkün bir hırsız çetesinin içine sızıyor. Bu defa ajan Utah rolü Luke Bracey’e ve çetenin başındaki çılgın yarı-kötü lider Bodhi rolü ise, Gerard Butler’ın projeden son anda ayrılmasıyla yerine geçen Edgar Ramirez’e uygun görülmüş. Yeni senaryoda bu defa sızıntı yapmış ajanın kötüleri ele geçirme planları daha minimuma indirgenmiş ve onun yerine extreme sporlarına fazlasıyla ağırlık verilmiş. İlk filmdeki sörf ve uçaktan atlama sahnelerinin yanına, bu defa snowboard, serbest tırmanış, kanatlı tulum (Wingsuit) ve hız motorsikletleri de eklenmiş. Neredeyse extreme sporlarının en deli dolu anlarını gösteren bir belgesel şekline bürünmüş olan Point Break, ana hikayeyi biraz daha geri planda tutuyor. Kendilerini bu çılgın sporlarlara fazlasıyla adamış olan çetenin her üyesi, film boyunca doğaya karşı gelerek tüm çılgınlıkları sergiliyorlar. Esas amaçları ise, “Ozaki’nin 8 denemesi “ adındaki bir yolda ilerlemek. 8 farklı extreme sporunu yaparak zirveye ulaşmak için çabalayan ve hayat felsefelerini bunların üzerine kurmuş olan çete, bir yandan da düzenledikleri maskeli soygunlar ile peşlerindeki polisleri şaşırtıyorlar. Eski filme göre daha insaflı olan yeni filmin kötü ekibi, çaldıkları ganimetleri cebe atmak yerine Robin Hood’culuk oynayarak show yapıyorlar. Filmin tek kadın karakteri Samsara ise arada bir gözükerek ortaya hafif şiddetli bir romantizm katıyor.

Filmin esas dayanağı olan çılgın extreme sporlarını ön planda tutan Point Break, nefes kesen çekimleri ve harika doğa manzaraları ile izleyiciye tam bir seyir zevki sunuyor. Özellikle hız üzerine kurulu bir film olduğundan kamera açılarının özenle yerleştirilmiş olması adrenali oldukça tetikliyor. 10 farklı ülkede çekilen filmde yeşil ekran yerine doğal görüntülere yer verilmesi ise, gerçekçiliği yansıtan en büyük etken. Filmin özellikle başlarında ve finalinde ilk Point Break’e sadık kalınan sahneler mevcut. Bu sahneler de olmasa, zaten filme Point Break demek mümkün değil. FBI ile kötüler arasındaki dostluk bağları yine kıvamında. Aslında çok fazla ilk filmle kıyaslama yapmaya kalkılmadığı takdirde ve kendi başına bir bütün olarak bakıldığında seyretmesi çok zevkli ve heyecanı yüksek bir film. Özellikle adrenalin dozu yüksek olan, dev dalgalarda yapılan sörf, dağlardan süzüldükleri kanatlı tulum, hız motorsikletleri ve çılgın snowboard sahnelerinin unutulmayacağı bir gerçek. Yalnız finale doğru yer alan dağa serbest tırmanış sahnesinin oldukça abartılmış ve hızlıca geçildiğini de söylemeden geçmeyelim.

Doğayla savaşarak onu yenmeyi kafasına koymuş olanların, extreme sporlarına düşkünlerin ve heyecan arayanların bayılarak izleyecekleri Point Break, eski tadı çok fazla vermese de, seyirciyi ekrana yapıştırmayı başaran, seyretmesi çok keyifli bir film. 

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.