18 Şubat 2016

FOUND


2012 yapımı Found, uzun zamandır izlediğim en rahatsız edici ve sinir bozucu filmlerden birisi. Çok düşük bir bütçeyle ilk uzun metrajlı filmini çeken yönetmen Scott Schirmer,  kullandığı çekim teknikleri ve korku filmlerine yolladığı bolca göndermeleri ile adeta izleyiciye 80’ler havasını yaşatıyor. Aslında tam olarak filmde bir yıl aralığı vs. belirtilmiyor, fakat duvardaki rock gruplarına ait posterleri, video kaset dükkanında kiralanan filmleri ve çalan müzikleri hesaba katarsak hikayenin 80’lerde geçtiğini çıkartmak mümkün.

Bir romandan uyarlanan Found, abisinin katil olduğunu öğrenen fazla meraklı bir ergenin bozulan davranışlarını ve huzursuz yaşantısını ele alıyor. 12 yaşındaki Marty (Gavin Brown), okulda devamlı tartaklanan, korku filmi meraklısı olan bir çocuktur.  Şiddete eğilimli bir baba ve korku filmlerine düşkünlüğü yüzünden her seferinde kendisini azarlayan bir anne ile aynı evde yaşamak zorundadır. Arkadaşları ile evde film izlemeyi seven Marty’nin en büyük tutkusu ise, abisi Steve (Ethan Philbeck)’in odasına girip eşyalarını karıştırmak ve onun yaşam tarzına özenmek. Yalnız görülüyor ki, Marty’nin gizlice yaptığı keşiflerin ardından abisinin yaptığı işleri öğrendiğinde ortada pek de özenilecek bir tarz yok. Çünkü abisi Steve, geceleri ortadan yok olan, kurbanlarının kafasını keserek odasında saklayan kafayı sıyırmış bir seri katil. Odasında bulduğu kesik kafayı gördükten sonra ne yapacağını şaşıran ama nedense bu konuda sessiz kalmayı bir türlü beceremeyen Marty, bir akşam arkadaşı ile beraber izledikleri korku filmindeki dehşet veren olaylarla abisinin yaptıkları arasında bir bağ kurar. Şiddet kısımları çok yüksek olan bu filmde, işkence yaparak kurbanlarının kafasını kesen bir maskeli katil konusu işlenir. Ve filmdeki katilin taktığı gaz maskesinin aynısı abisinde de vardır.

Filmin bundan sonrası ise, seyirciye oldukça rahatsızlık ve tedirginlik veren olaylar örgüsü ile dolu. Konusunu her ne kadar ayrıntısı ile kısaca anlatsam da, bu filmde önemli olan şey, bu ayrıntıları izlerken yaşadığınız gerilim ve sonlara doğru hızlanacak olan kalp atışlarınızın ritmi. Found’ın en güzel yanlarından birisi, kamera tekniklerinin yerli yerinde kullanılmış olması. Marty’nin bozuk olan davranışları, telaşlı ve ne yapacağını şaşırmış halleri yakın plan çekimlerle filme oldukça iyi yansıtılmış. Ayrıca Marty ve Steve’nin performansları da filmi çok iyi yerlere taşıyor. İki kardeşin hem aile içinde, hem de kendi aralarındaki sıkıntılı ve gerginlik yaratan diyaloglar ise izleyiciyi filme daha fazla bağlıyor.

Filmin başlarda yavaş ilerleyen dramatik hali, finale doğru adım adım artan gerilimle birlikte bambaşka bir şekle dönüşüyor. Bu arada yönetmen kesinlikle filmin ana fikri konusunda oldukça açık ve net davranmayı tercih etmiş. Korku filmi izlemenin insanları ne kadar değiştirebileceğini ve fazla özenildiği takdirde nelere yol açacağını da birebir cesurca anlatmış. Psikolojisi bozuk olan insanların zaten korku filmlerini eğlence olarak görmeyip, katilleri taklit ederek ortada gezmesi gayet doğal. Ama filmde asıl anlatılan şey, katil olan bir ağabeyle birlikte yaşayan korku filmi meraklısı bir kardeşin gerçeklerle yüzleştikten sonra hayatının bir korku filmine dönüşmesi.

Uzaktan çok basit ve sıradan bir slasher filmi izlenimi veren Found, başarılı efektleri ve çekimleri ile göz dolduran, korku filmine düşkün olanları ilgilendirecek çok fazla detayı içinde barındıran oldukça profesyonelce işlenmiş bir yapım. Film psikolojik drama şeklinde başlıyor ve gerilimle devam ederek “gore” ile finali yapıyor. Bu arada hikayesi, baştan sona kadar içinize huzursuzluk verecek bir yapıya da sahip.

Bu arada bir dip not verelim: Filmin içinde Marty’nin abisinin odasında izlediği  “Headless” filmi yönetmen Arthur Cullipher tarafından 2015 yılında çekilmiş. Bulup izlemek şart.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.