8 Mart 2016

GÜLŞAH ÇÖMOĞLU & FAHRİ ÖZTEZCAN ile RÖPORTAJ


Yerli/yabancı korku sineması üzerine yaptığım röportajlarımın bu defaki konukları İfritin Diyeti: Cinnia filminin oyuncuları Gülşah Çömoğlu ve Fahri Öztezcan. Moda’da buluşup kahve eşliğinde bol bol sohbet ettiğim iki oyuncumuz da, yaptıkları işten çok keyif aldıklarını özellikle hikayenin gerçek olmasının filme büyük katkısı olacağını dile getirdiler.

Gülşah ve Fahri ikilisi, hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladılar. Her iki yönetmene de bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyor ve İfritin Diyeti: Cinnia filmine gişede bol başarı diliyoruz.

KE- Kendinizden ve oyunculuk deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?

GÇ- 1986 yılında ankarada doğdum . Oyunculuk eğitimimi Bilkent Üniversitesi Mssf bölümünde 2009 yılında tamamladım. 5 yıl Fox tv’de yayınlanan Unutma Beni adlı dizide Asuman karakterini canlandırdıktan sonra İstanbula taşındım  ve 2 yıl Star Tv’ de yayınlanan Aşkın Bedeli adlı dizide Dicle karakterini oynadım. Ankaradayken ise devlet tiyatrosunda  3 yıl çalıştım. Şu anda ise, Mimar Sinan Güzel Sanatlar  lisesinde kadrolu olarak oyunculuk üzerine hocalık yapıyorum.

FÖ- Ben Bilecik'in Pazaryeri ilçesinin Demirköy köyünde 1980 yılında doğdum. Bilecik Anadolu Lisesini bitirdikten sonra Eskişehir Anadolu Ünv. İ.İ.B.F İşletme bölünde okudum. 2002 yılında istanbul a gelip 2004 yılında Yeditepe Ünv. G.S.F Tiyatro bölümüne girdim. Okul döneminde çeşitli dizilerde bölüm oyunculuğu ve reji asistanlığı yaptım ama daha çok profesyonel tiyatrolarda roller aldım. Önce çocuk tiyatrolarında sonra da, diğer özel tiyatrolarda oynadım. Bu dönemde Zincir Bozan, Pars, Kanalizasyon gibi sinema filmlerinde de rol aldım. 2012 yılında Amerika' ya gittim ve bir süre orda yaşadım. 2013 yılında Aşkın Bedeli dizisi ve ardından halen devam eden Diriliş dizilerinde oynadım.

KE- İfritin Diyeti: Cinnia filminde canlandırdığınız karakter hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?

- Filmde Elif karakterini canlandırdım . Elif, Gediz de doğup büyümüş ve anneannesiyle yaşayan halk evinde el işi eğitmeni. İyi niyetli sevecen kasabalı ama kültürlü bir kız. Murat’a aşıktır ve onunla evlilik hayali kurmaktadır.     

FÖ- Canlandırdığım Yusuf karakteri en yakın arkadaşı ile birlikte küçük bir kasabada beraber yaşıyorlar. Yusuf içine kapanık ve durgun bir genç ancak Murat’ın nişanlısı Elif’e aşık olması onu bu durgun halinden daha başka bir adama dönüştürüyor. Daha fazla Yusuf u anlatmak sanırım film ile ilgili çok ciddi detay vermek olur.

KE-  Filmin gerçekten yaşanmış bir olaydan kurgulandığını biliyoruz. Gerçek yaşam öyküsünü anlatan bir korku/gerilim filminde yer almak nasıl bir duygu? Diğer film türlerine göre zorlukları var mı?

GÇ- İfritin Diyeti: Cinnia benim ilk sinema filmi tecrübem, o yüzden benim için yeri apayrı olacak her zaman . İlk sinema filmimin bir korku filmi olacağını gerçekten hissediyordum. Genelde filmlerin reklamları olsun diye gerçek hikayeden alıntıdır yalanı söylenir ama bu filmin asla yalanı yok . Zaten hayatından yola çıktığımız hoca her zaman her soruya açık. Bizleri de çekimlerde ziyaret etti, sağolsun. Korku filminde oynamak elbetteki zormuş, ruhunuz yoruluyor sürekli tedirgin oluyorsunuz ayrıca duasız uyuduğum tek bir gecem bile olmadı.

FÖ- Hem zor hem de kolay yanları var. Zor kısmı karakteri en doğru şekilde canlandırabilmek. Her ne kadar bir biyografi olmasa da olaylardaki kişilik gerçek. Onların hayatındaki bir kesiti canlandırıyoruz ve bu yüzden gerçeğe olması gerektiği kadar sadık, kişileri rencide etmeyecek kadar özenli olmalısınız. Kolay kısmı ise,  canladırdığınız kişilerin deneyimlerinden o sırada setten yararlanıp, yardım alabiliyor olmanız. Hatta bilgiye direk ağızdan alıp detaylandırmak için zaman kaybetmemeniz. Ben korku sinemasının özellikle bu tür filmelerin varlıpından çok memnunum hatta içinde olmaktan da çok keyif aldım. Benim için çok güzel bir deneyimdi.

KE- Filmin çekimleri sırasında yaşadığınız ilginç veya korkutucu olaylar varsa bizimle paylaşır mısınız?

GÇ- Yaşadığım bir olay var. Oda arkadaşım Ebru ile gerçekten aklım başımdan gidecek gibi oldu ve bu olayı paylaşmak istemiyorum çünkü o gün ikimizde o konuyu kapattık. Sebebi ise tekrar yaşamak istememem.

FÖ- Yusuf ve Murat’ın evleri özellikle çok ürkütücüydü. Gece çekimleri sirasında o evde oldukça tuhaf şeyler yaşadık ve ekip olarak hatta başka mekanlarda da. Ben anlatılmasına karşıyım bu tür durumların, bence fazla dillendirmemek lazım ama neredeyse bizde filmdeki kadar olmasa da farklı deneyimler yaşadık diyebilirim.

KE- Korku filminde oynayacağınızı öğrendiğinizde tedirginlik yaşadınız mı hiç?
Rol tekliflerinde karşınıza çıkan senaryolarda en çok nelere dikkat edersiniz?

GÇ- Tedirginlik ne kelime! Ben 1 hafta Özgür Özberk’i atlattım çünkü korkudan senaryoyu okuyamadım :) ilk okuma provasında adam akıllı odaklanıp okudum . Ama herhangi bir ön çalışma yapmadım ve herşey doğal olsun istedim. Çünkü ilk tepkim ilk korku çığlığım nasıl çıkıcaksa öyle olsun istiyordum. Ayrıca hiç birşey de izlemedim etkisi altında kalmamak için. Sadece yanıma yasin ve cevşen alıp Kütahyaya gittim. Önce senaryonun beni çok etkilemesi ve o senaryoya inanmam lazım ki, o hikayeye o karaktere seyirciyi inandırabileyim.  

FÖ- Hiç tedirginlik yaşamadım hatta heyecanlandım. Tanıdığım ve sevdiğim arkadaşlarımla böyle bir işte olmak çok heyecan verdi bana. Farklı roller canlandırmak benim için çok önemli. Özellikle karakterin senaryo sürecindeki evrimi benim için çok değerli. Oynadığım karakterin başrol kahraman ya da kötü olması değil ama ne kadar yaşadığı ya da nefes aldığı önemli.

KE- Devamlı cinler, büyüler ya da doğaüstü varlıklar olsun birçok film piyasaya çıkıyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bir süre sonra seyirciyi bıktırır mı bu konular? Yoksa bu rekabet daha mı iyi oluyor Türk korku sineması için?

GÇ- Herhalde dünya üzerinde cinlerle en çok ilgilenen toplumlardanız. Gerçekten ürkütücü zaten bu konu ama bende uydurma hikayelerden çok sıkıldım. Bizim filmimizi diğer filmlerden ayıran en büyük özellik konusunun olması ve bu hikayenin gerçek olması.

FÖ- Sanırım bizim kültürümüzdeki korku ögeleri batıya göre daha fazla ve daha güçlü ancak biz daha bunları keşfetmiş değiliz. Ne yazık ki kullanamıyoruz. Aynı kısır döngüde kısılıp kalmışız. Biraz Anadolu’yu gezersek ne hikayeler ne olaylarla karşılaşırız. Ancak korku sinemAsının bizim ülkemizde yoğunlaşması güzel bu yüzden de bırakabileceğimizi hiç sanmıyorum. Maceradan, aksiyondan, aşktan nasıl bıkmıyorsak, korkudan da sinema bazında bıkmayız, ama konuların acilen çeşitlenmesi lazım. Bunun için de yapımcı ve senaristlerden ricam gerçek hikayerlerin üstüne gitsin ve Anadoluyu gezsinler.

KE- İki yönetmenle birlikte çalışmanın zorlukları var mı? Nasıl bir uyum içindeydiniz sette? Biraz ekip ruhundan ve set ortamından bahseder misiniz?

GÇ- Özgür Özberk benim Aşkın Bedeli dizisinden arkadaşımdı zaten. Dünya tatlısıdır kimseyi kırmaz incitmez. Şahin Yiğit ile de sette tanıştım. O da inanılmaz sakin anlayışlı ve oyuncuyu motive eden bi yönetmen. Ekip ruhu inanılmazdı . Kendi aramızda çok yardımlaştık ve kimse birbirinden desteğini esirgemedi. Kimse “Bu benim işim değil, bana ne” demedi. 20 gün boyunca güle eğlene zaman zaman korka korka çekim yaptık. Çünkü bu film aslında prodüksiyon işi değil bir gönül işiydi.

FÖ- Hiç iki yönetmenle çalışıyor gibi olmadı açıkçası. Tek fikirde birleşmiş bir ekip vardı orda ve bu yüzden de kısa sürede tamamladık filmi. Daha önce beraber çalışmış ve birbirini tanıyan bir ekip şehir dışında beraber çalışıp beraber yiyip beraber hareket edince tam bir bütün olduk, arada ufak aksaklıklar çıksa da üstesinden beraber geldik.

KE- Yeniden bir korku filminde rol almak ister misiniz? Yakın zamanda yeni film projeleriniz var mı?

GÇ- Tabiki isterim içime sinen bişey olursa.Hem de tecrübe sahibi oldum artık. Şu anda sinema filmi çalışmam ne yazıkki yok.

FÖ- Daha önce de dediğim gibi ben karakterin senaryodaki sürecine ve evrimine bakıyorum. Bu yüzden senaryonun yanı sıra yönetmenin film ile ilgili düşüncesini ve karaktere bakış açısını bilmek benim için önemli. İşte bu yüzden de korku ya da macera ya da polisiye olması bir şey değiştirmez. Başka projeler için görüşmelerimiz var ancak kesinleşip sonuçlanmadan açıklamak doğru olmaz.

KE- Korku filmleri izlemeyi sever misiniz? Korku filmlerine ait en sevdiğiniz birkaç yabancı filmi yazar mısınız?

FÖ- Özellikle korku tercih ederim diyemem ama izlerim. Bazen arkadaşlarla korku geceleri yaparız bu da hoş oluyor. Mesela Elm Sokağı serisi benim için halen kült olma özelliğini korur bir de Garez i sayabilirim.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.