8 Nisan 2016

HÜRCAN EMRE YILMAZER ile RÖPORTAJ


Yerli/yabancı yönetmen/oyuncular ile korku filmleri üzerine yaptığım röportaj macerasının bu seferki konuğu, Azem üçlemesinin son filmi olan Azem 3: Cin Tohumu filminin yönetmeni Hürcan Emre Yılmazer. 2.filmin çekimlerinde görüntü yönetmeni olarak görev alan Hürcan Emre, bu defa son filmde yönetmenlik koltuğuna oturuyor. Senaryosunu Türkiye’nin birçok yerinden gönderilen kayıt, belge ve cin hikayelerinden seçen film, aynı zamanda bu uygulama ile de bir ilke imza atmış oluyor.

Hürcan Emre ile Kadıköy’deki buluşup sıcak kahve eşliğinde bol bol sohbet ettik ve kendisi beni kırmayıp Hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere sorduğum tüm soruları cevapladı.

Hürcan Emre Yılmazer’a ilk uzun metrajlı korku filminde iyi gişeler ve bol başarılar diliyor, teşekkür ediyorum.

KE- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, hangi projelerde yer aldınız? Nasıl başladı yönetmenlik kariyeriniz?

HEY- 2007 senesiydi sanırım. Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve İletişim tasarımı bölümünde okurken okulumuzda Müzik klübünün düzenlediği partiye Portecho adlı müzik gurubu gelmişti. O zamanlar sinema klübünde aktif bir üye olduğum ve daha yeni klübe yeni bir kamera aldırdığımız için Sony hvr v1 modeli kamerayı denemeyek için iyi fırsat olduğunu düşünüp grubun videosunu çekmiştim. Daha yeni yeni tanıştığım AdobePremiere ile kendime göre bir montaj yapıp myspace (o zamanlar myspace vardı) üzerinden guruba yollamıştım. Çok hoşlarına gitmiş olacak ki Deniz ve Tan beni yanlarına çağırdılar ve bir klip projeleri olduğunu benim çekmemi istediklerini söylediler. Ve böylece ilk kez kamerayı zevkin yanında para kazanmak için kullanmaya başlamış oldum. Bundan sonra pek çok gurubun klibini çektim. Bunlardan çoğu adı duyulmamış guruplar olmasına karşın Duman ve Gökhan Türkmen listede başı çekenler arasında. Zamanla okulun aynı bölümünden mezun olmuş arkadaşlarla küçük ekipler kurmaya ve bunlarla ekibimizi daha profesyonel hale getirip klip işlerinin yanında önce viral daha sonra ise daha büyük bütçeli reklamlar çekmeye başladık. Yönetmenlik kariyerim kısaca bu şekilde başladı diyebiliriz

KE- Volkan Akbaş, Erdinç Kazımoğlu ve siz. Neden Azem adı altında bir Türk korku filmi serisi tek bir yönetmenin elinden çıkmıyor da , hepsinde farklı yönetmenler yer aldı?

HEY- Bizim Azem serisiyle yapmaya çalıştığımız şey çok farklı. Yapımcılar, kültürümüz dolayısıyla konu olarak bir birine yakın korku filmler yapıyorken bir de yönetmen sürekli aynı olmasın diye düşündüler. Her defasında taze bir bakış açısı yeni bir uslup denemek istemişler. Bundan dolayı da her filmin yönetmeni ayrı. Ve büyük ihtimalle serinin bundan sonra gelecek filmlerinin de yönetmenleri de farklı olacaktır.  

KE- Azem ne demek ? Cin karası, Cin Garezi ve bu son filmde Cin Tohumu. İçinde cin kelimesi yer alırsa film daha fazla ilgi görür diye bir algı oluşuyor istemeden. Cin kelimesinin her defasında seriye eklenmiş olması biraz gişe için sanıyorum, doğru mu?

HEY- Daha ilk senaryo için araştırma yapılırken görmüşler ki Azem; Eski Arap Yarımadasında kullanılan en kuvvetli büyünün ismi. Yapılması da bozulması da oldukça zor. Tüm insanlık tarihi boyunca sadece 11 kişinin bu büyüyü yapabildiği eski kaynaklarda geçiyor. Öyle bir büyüki bozulabilmesinin tek bir yolu var, o da bu büyüde aracı olarak kullanılan ruhani varlığın yani cinin eceli ile ölmesi. Cinlerin ömürleri de oldukça uzun olduğu için musallatlık aileden aileye hatta nesilden nesile şeklinde devam ediyor. Azem serilerinin her biri içinde Cin kelimesi öne çıkıyor, ama ben bunun direk gişe kaygısı olduğunu düşünmüyorum. Sanırım beyazperdeye taşınan yaşanmış hikayelerin senaryolaştığında filmi anlatan en uygun kelime bu olduğu için tercih edeiliyor.

KE- Azem serisi sanırım her defasında çıtayı daha fazla yükseltiyor. Sizin filminiz seriyi nasıl etkileyecek, izleyicileri nasıl bir film bekliyor?

HEY- Bir filmin (korku ya da değil) film olabilmesi için önce iyi bir hikayesi olması gerekiyor. İyi hikaye olmadan iyi film olamaz. İstediğiniz kadar efektler yapın en pahalı ekibi ekipmanı toplayın yine de hikayesi düzgün olmayan bir filmin tutması neredeyse olanaksız. Bu filmin farkı ise tam bu noktada ortaya çıkmaya başlıyor.Filmin ön çalışmasında sosyal medya üzerinden pek çok insana ulaşıp onlardan bize başlarından geçen olayları yollamalarını istedik. Bunların arasından en etkileyici olanları inceleyip seçtiğimiz olayı , hikaye yapısına oturtarak senaryolaştırdık. Bu da bizim çok iyi hikaye akışı olan gerçekten korkutucu bir film yapmamıza olanak sağladı. 

KE- Sosyal medya ortamlarında en çok merak edilen, hatta bana da çok gelen bir soruyu sormak istiyorum. Genelde filmler oynadıktan bir süre sonra dvd si çıkıyor ya da sizlerin tercihine göre internete yükleniyor, bu bir gerçek. Azem serisinin 3.filmi vizyona giriyor ama hala serinin diğer 2 filmi ortada yok. Neden piyasaya sürülmedi? Bununla ilgili sanırım bir planlarınız vardır, açıklar mısınız?

HEY- Bu aslında sanırım yapımcıların kendi tercihleri, ama şunu biliyorum ki ilk film çekilmeden önce bile eğer seri olmayı başarırsa 3.filmden sonra tüm serinin aynı anda DVD-TV ve internet ortamlarında olmasını istediler. Bu nedenle televizyon satışları bile hiç yapılmadı. Ama 3. Filmden sonra tüm seriyi tüm platformlarda izleyebileceksiniz. Hatta anlaşmaları bile yapıldı…

KE- Filmin yapım aşamasında veya çekimlerde karşılaştığınız zorluklar nelerdir? Sette yaşadığınız ilginç olaylar olduysa bizimle paylaşır mısınız?

HEY- Filmin yapım aşamasında bizi en çok zorlayan hava şartlarıydı. Dış çekimler bizi o kadar zorladı ki çekimler bitip İstanbul'a döndükten ancak 2 ay sonra ayak parmaklarımın hisleri geri gelmeye başladı. Bir sahnemizde güneş çıkana kadar 7 saatlik çekimimizi hava yağmurlu başlayıp yarım saat içinde kar yağıp 2 saat sonra da güneş çıktıp karları erittiği için tekrar çekmemiz gerekti. Sosyal medya üzerinden başlatılan bir kampanya ile beş binden fazla yaşanmış hikâye toplandı. Bunların içinden en iddialısı Kızılırmak kenarında eski bir köyde yaşanmış olandı. Çekimleri yaptığımız köydeki her evin nerdeyse bir hikâyesi var. Koca köyde ekip olarak yaklaşık dört hafta boyunca yalnız kalmak oldukça zordu. Azem serilerinin özelliği bu ama çekim aşaması her zaman zor olur çünkü gerçek mekânlarda çekimler yapılır hatta siz ekip olarak insanların terk ettiği bu mekânlarda haftalarca kalmak zorunda kalırsınız. Birkaç arkadaşımız o kadar gerildiler ki çekimleri tamamlayamadan, geri döndüler. Azem serileri bunu her filminde yaşıyor. Aşırı korku yüzünden ekipten ayrılanlar oluyor. Tuhaf bir olay yaşamamıza gerek kalmıyor zira uğraştığımız şey başlı başına ilginç bir durum zaten. Civar köylülerle yapılan röportajlar sosyal medyada yayınlandı, köy hakkında bilgi edinmek isteyenler o videodan öğrenebilir. Azem 3 Cin Tohumu resmi facebok sayfasında bu video mevcut. Bu deneyimi ekip olarak uzunca bir süre unutmayacağız sanırım.


KE- Korku filmi çekerken seyircinin hikayeden kopmaması için nelere dikkat etmek gerekiyor? Sadece efektler ve ani çıkışların arkasına sığınmak doğru mu? Sonuçta onlar bir anlık korku yaratan ögeler.

HEY- Önceki söylediğim gibi, bana göre filmin film olarak kabul görebilmesi için en büyük etken hikaye. Yaşanmış olayları hikayenize konu edebilirsiniz ya da sıfırdan yazabilirsiniz hikayenizin yapısı güçlü ve akıcı olduğu sürece seyirci içine girdiği maceradan kopmayacaktır. Ani çıkış ve efektler, yavaş yavaş gererek seyirciyi sona hazırlamalar zaten korku filmlerinin yapısında olan noktalar. Hikayede düzgün yerleştirildiği sürece bu noktalar arkasına sığınılan ucuz kandırmacalardan ziyade hikayeye güç katan, seyirciyi heyecanlandırıp maceranın daha da içine sokan etkenler haline gelicektir. Biz bu filmde bunu başardığımızı düşünüyoruz.  

KE- Türk seyircisinin korku filmlerimize karşı olan önyargıları artık yıkıldı diye düşünüyorum. ( En azından benim öyle). Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, alıştılar mı bizim korku hikayelerine ve oyunculuklara?

HEY- Türk seyircileri arasında belli bir korku filmi izleyici kitlesinin kemikleştiğini düşünüyorum. Son zamanlarda o kadar çok korku filmi çıktı ki artık seyirciler korku filmi türünde de seçicileşip iyi filmi kötü filmden ayırt edip iyi filmde edindikleri deneyimi diğer filmlerde de edinmek ister oldular. Artık sadece filmin nekadar korkutucu olduğuna değil  oyunculuklara ve hikayeye de daha çok dikkat ediyorlar. Korkutucu olup hikaye olmazsa, ya da hikaye olup yeterince korkutmazsa film onlar için yetersiz kalıyor. Umarım bizim filmimiz onları her yönden tatmin edicektir. Herkese selamlar.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.