17 Nisan 2016

MIKE FLANAGAN ile RÖPORTAJ


Türk ve Yabancı korku filmi yönetmenleri / oyuncuları ile yaptığım röportaj serileri devam ediyor. Bu defa kendisini şansıma balayında iken yakaladığım ve cevapların süresinin uzayacağını tahmin ettiğim Mike Flanagan, beni şaşırtarak kısa bir süre içinde cevapları yolladı. Absentia ve Oculus ile tanıdığımız yönetmenin, halen Amerika’da vizyon tarihinin sürekli ertelendiği Kate Bosworth ve Thomas Jane’ın kadrosunda yer aldığı Before I Wake adlı bir korku filmi de bulunuyor. Bu belirsizlikler sırasında boş durmayan Mike Flanagan’ın, haklarını Netflix’in aldığı Hush adındaki ev istilası türündeki korku/gerilim  filmi kısa bir süre önce gösterilmeye başladı.

Hem Popüler Sinemada hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevaplayan Mike Flanagan’a bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

KE- Genelde korku gerilim türünde filmler çektiniz. Korku filmlerine olan ilginiz nereden geliyor?

MF- Korku filmleri türünü çocukluğumdan beri her zaman çok sevmişimdir. Stephen King 'in IT’ini  izlediğimde ilgim daha da perçinlendi. Aslında çocukken korku filmlerinden çok korkardım ve bazen koltuğun arkasına saklanırdım, hatta daha normal olanlarında bile . THRILLER filminden çok çok korktuğumu hatırlıyorum. Sanırım bu filmleri izlemek büyürken bir tür cesur olma şekliydi benim için.

KE- Yeni filminiz Before I Wake, yine Oculus ve Absentia gibi aile draması içeriyor. Filmlerinizde özellikle aile içi olaylarını seçmenizin bir sebebi var mı?

MF- Sanırım korku temelde sadece sesi çok yükseğe ayarlı bir dramdır. Sadece ürkütücü olmaya çalışan bir hikayeyle hiçbir bir bağ kurmam. Benim için onun gerçek bir şeyle ilintili olması gerekir ve bence iyi korku filmleri başka bir şeydir. Hepimizin kendi şeytanları vardır özelliklede  karmaşık aile dinamikleri içinde. Korku, hayatlarımızın bu korkunç köşelerini güvenli bir şekilde keşfedebileceğimiz bir büyük prizmadır ayrıca ve bu tür, metafor için de oldukça müsaittir. İnsan doğasıyla ilgili bir metafora ya da söyleme tutunamazsam, çok çabuk sıkılırım.

KE- Before I Wake’in hikayesinden kısaca bahseder misiniz? Hikaye nasıl ortaya çıktı? Filminizde nelerle karşılaşacağız?

MF- Bu çok şahsi bir proje ve korku merkezinde değil. Bu iş diğer işlerime göre her zaman daha metaforikti. Fikir aklıma yıllar önce gelmişti; OCULUS 'un yapım aşamasından ve de bütün senaryolarım arasında favorim olmasından çok çok önce. Bu film ailesel bir kayıpla ilgili ve benim içinde onu çok güzel şey kılan şey bu. Korku öğeleri içerse de, aslında bir ailenin çocuğunu kaybedişiyle ilgili korkusu. Dünyada bundan daha gerçek bir korku yoktur.

KE- Oyuncu seçimlerinde en çok nelere dikkat edersiniz? Kate Bosworth ve Thomas Jane gibi güçlü iki oyuncuyu nasıl buluşturdunuz?

MF- Oyuncu seçimi bir film yapmanın en sevdiğim tarafıdır. Hem Kate hem de Tom senaryoya büyük bir şevkle uyum gösterdiler. Her ikisinin işlerine de hayrandım ve onlarla bu eşsiz projede birlikte çalışmak benim için büyük bir zevkti. Sanırım her ikisi de bu filmde en iyi işlerinin bir kısmını yaptılar.

KE- Oculus ve Absentia sizin için nasıl bir deneyim oldu? Bu filmler hakkında izleyicilerden nasıl tepkiler geldi?

MF- ABSENTIA eşsiz bir tecrübeydi. Hiç paramız yoktu ve arkadaşlarımız oluşan oldukça küçük bir ekibimiz vardı. Onu benim dairemde var olan ışığı kullanarak çektik. OCULUS ta ve sonraki filmlerde sahip olduğum hiçbir kaynağa sahip değildik. Tam bir gönül işiydi ve mümkün olmayacak kadar zor bir yapımdı. Geriye bakınca altından kalmak için çok çabaladık diyebilirim. Bunu yaptığımız için çok minnettarım. Müthiş oyuncu kadromuza ve ekibimize teşekkürler ayrıca bu filme verdiği tepkiler açısından izleyiciye her zaman müteşekkirim. 
OCULUS  her açıdan farklı bir tecrübeydi. Arkamda önemli bir yapım şirketinin, çok deneyimli oyuncuların ve de daha önce hiç sahip olmadığım bir bütçenin tam desteği vardı. Her filmin kendine has zorlukları vardır ve kesinlikle OCULUS da kendisine düşen payı almıştır bu zorluklardan ama aynı zamanda hayatımda ilk defa kafamdaki şekliyle bir filmi yapabilecek donanıma sahip olduğumu hissettim. Bu filmi çekmek isteyecek yapımcıları bulmak çok zaman aldı.( 7 sene) Film çıktığında bir şekilde kutuplaştırıcıydı, ama sorun değil. Ben bu konuda çok rahatım. İzlemek istediğim türde filmler yapıyorum ve onlar asla herkesi mutlu etmeyecekler.

KE- Korku filmi çekmenin ne gibi zorlukları var? Sette yaşadığınız zor anlar mutlaka olmuştur. Bize biraz anlatır mısınız?

MF- En zor olan set HUSH' ınkiydi. Filmi 18 günde çektik ve sadece geceleri çekim yaptık. Çok yorucuydu. Küçük bir ekiptik ve 3 hafta boyunca geceleri ormanın içindeydik hep. Tam anlamıyla feleğimizi şaşırmıştık.

KE- Yeni korku filmlerinizden Quija 2 ve Hush’dan biraz bahseder misiniz?

MF- HUSH, peşinde bir katilin olduğu sağır bir kadını konu alan gerçekten eşsiz bir filmdir. İçinde sadece 15 dakikalık bir diyalogun olduğu neredeyse tamamıyla görsel bir filmdir. Bu da hikayeyi görsel olarak anlatmak adına inanılmaz heyecan verici bir şanstı. Bu filmin ortaya çıkış şekliyle çok gurur duyuyorum. OUIJA da eşsiz bir film. İnsanların olmasını beklediği gibi bir film değil kesinlikle. Farklı bir şey yapmak için gerçekten bir şansımız vardı demekten öte başka bir şey söyleyemem. Sanırım insanlar olumlu anlamda çok şaşıracaklar.

KE- Korku sinemasında farklılık yaratmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz? İlerde "Evet bu bir Mike Flanagan filmi" diyebileceğimiz türden yapımlarla karşılaşacak mıyız?

MF- Umarım öyle olur. Bu türü değiştirmeyi düşünmüyorum. Film yapma şansına her zaman sahip olmayı ve bu türün sağlamış olduğu yaratıcılık açısından sınırsız  bir sürü fırsatı  keşfetmeye devem etmek istiyorum. Sanırım korku alanında yeni yeni ortaya çıkan bir sürü heyecan verici yönetmen var. Çok fazla film çekebilmek bir ayrıcalıktır.

KE- En beğendiğiniz 3 korku filmini ve 3 yönetmeni yazar mısınız?

MF- Bu çok zor bir soru, neredeyse imkansız bir soru. Ama favorilerimden bazıları. THE THING, THE SHINING, SESSION 9, LAKE MUNGO ve THE FLY. Çok fazla iyi film var asla üçe indiremem.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.