17 Nisan 2016

ÜÇ NOKTA


Bahariye Caddesi (Tramvay yolu) Akyıldız pasajında bulunan Tiyatro Ak’la Kara, Keren Kobanbay ve Savaş Özdural’ın birlikte kurdukları küçük ama inanılmaz samimi ve hoş bir tiyatro salonu. İkilinin eski talk show projelerinin adı olan Ak’la Kara’nın değerli oyuncuları, her sezon birbirinden farklı oyunlarla seyircinin karşısına çıkıyor.
Tiyatronun yönetmen yardımcısı ve sahne amiri olan Can Esendal’ın daveti üzerine Üç Nokta adındaki komedi oyununu ben de izleme fırsatı yakaladım. Pasajın altında yer alan tiyatro salonuna doğru indiğinizde, eski oyuncuların ve değerli sanatçıların resimleri ile süslenmiş güzel bir fuaye sizi karşılıyor. Salona girip ön sıradaki yerimi aldığımda ise, direk sahne ile içiçeydim. Evet, yakın değil içiçe; sahne ile aranızda mesafe yok, adım atsam oyundayım. İnanın bir oyunu bu kadar yakından, burnunuzun dibinden izlemek çok keyifli bir durum. Moulin Rogue müzikalinden “El Tango De Roxanne” parçası eşliğinde beklemeye başladığımız iki perdelik Üç Nokta oyunu, başlama sesinden son ana kadar izleyiciye gülme garantisi vaad ediyor.

Oyunun hikayesi : Bitirim bir taksi şoförü olan Faruk, hayalperest bir oyun yazarı olan Tarık ve telaşlı bir yapıya sahip olan Sadık adındaki üçüzler aynı evde yaşamaktadır. Faruk, eve Hale adında bir masöz çağırmıştır. Tarık, yayınevinden gelecek olan Jale’yi beklemektedir. Sadık ise, bir cinayete tanık olmuştur ve ölen adamın karısı Lale ifade vermesi için onun peşine düşmüştür. O gün temizlik günüdür ve temizlikçi Fatma, kişileri ve olayları iyice birbirine karıştırır. Ona aşık olan apartman görevlisi Siyami de kafasını daha çok karıştırır. Cinayeti işleyen Tayyar ve onun peşinde olan Komiser Bülent de eve gelince, akıllara zarar bir koşturmaca başlar.

Okuduğunuz gibi oyunun hikayesi, tiyatro komedilerinde çok sık rastladığımız karışık olaylar örgüsü üzerinden ilerliyor. Oyun, evin temizlikçisi Fatma ile açılıyor. Söylene söylene eve gelen ve işini yapan Fatma, adeta oyunun başından sonuna kadar evdeki farklı karakterlere sahip olan üçüzlere karşı savaş veriyor. Fatma rolünü canlandıran dizi/filmlerden tanıdığımız ve aynı zamanda seslendirme sanatçısı olan usta oyuncu Bedia Ener, oyunun tüm yükünü kesinlikle üstünde taşıyor. Bedia Ener’in başarılı performansının yanında, üçüzleri canlandıran Kerem Kobanbay’ın da rolü bir hayli zor ve çok önemli. Oyun boyunca sürekli karşımıza çıkan farklı karakterleri tek başına oynamak o kadar kolay olmasa gerek. Gerçekten Faruk, Tarık ve Sadık ile kafamızı karıştıran, ama bir o kadar da gülmemizi sağlayan Kerem Kobanbay’ın başarısı takdire değer. Bu arada oyun sırasında aniden ortaya çıkan ve absürd esprileri ile oyun dışı bir karakter olarak gözüken Can Esendal da, Üç Nokta’ya renk katan bir oyuncu. Oyunun en sevimli rollerine sahip olan iki isim daha var. Masöz ve sarhoş Hale ile metalci kılıklı katil Tayyar. Buket Dereoğlu, sarhoş masöz rolüyle adeta döktürürken, heavy metalci katili canlandıran Levent Ünsal ise, mükemmel performansı ile göz dolduruyor. Özellikle bu ikilinin yer aldığı esprisi bol olan sahneler, oyunun çıtasını biraz daha yükseltiyor. Tayyar’ın tam yerinde yaptığı Guns’N’Roses espisini de pek unutacağımı sanmıyorum. J

Oyunda tam yan karakter olarak sayılmasa da, diğer saydığımız 4 oyuncuya göre daha az role sahip olan isimler de bulunuyor. Temizlik hastası polis Bülent (Vural Buldu), Fatma’ya aşık olan ve başının belası Siyami (Ahmet Taşdemir), yayınevinden gelen Jale (Nazlı Kar) ve sürekli çığlık atarak ayılıp bayılan, oyunun en hasta ruhlu karakteri, ölen adamın karısı Lale (Devrim Atmaca) gibi karakterler de, yine çok önemli rolleri üstlenerek oyunun bel kemiğini oluşturuyor.

Oyunun ilk perdesi normal düzeyde ilerlerken ikinci perde, cinayetin asıl önemli kısmına, yani perde arkasına ağırlık verdiğinden tam bir cümbüş şeklinde daha eğlenceli geçiyor. Komedi yüklü hareketlerin ve esprilerin oldukça havada uçuştuğu ikinci perde, adeta oyuncuların show yaptığı bölüm. Kerem Kobanbay’ın üçüzler rolüyle, her kapıdan farklı şekilde hızlı hızlı çıkışı, Tayyar’ın harika solo performansı, ikili danslar ve güzel bir final. Bu arada sahnenin dekoru asla göz yormuyor ve karışıklık içinde olan bir durum yok. Müzikler iyi seçilmiş, özellikle Jaws J. Ayrıca yan yana olan kapılar oyunun hikayesine ve olaylarına göre çok güzel tasarlanmış. Özellikle Fatma’nın ve Tayyar’ın oyunun aralarında dış sesle olan konuşmaları  ve yapılan espriler oldukça komik ve yerli yerinde.
Şu sıralar hepimizin en çok ihtiyacı olan gülme eylemine çok uygun bir oyun Üç Nokta. Eğer her hafta vizyona giren, birbirinin tekrarı ucuz komedi filmlerinden sıkıldıysanız, devamlı yükselen temposu ile sizi neşelendirecek hoş bir komedi oyunu izlemek istiyorsanız, tiyatroya da bir şans verin, bu oyunu görün.

Sadece “Üç Nokta” değil, Türkiye’nin her yerinde tiyatro salonu olan “Çok Nokta” var.

Yazan : Kerem Kobanbay
Yöneten : Murat Sarı
Yönetmen Yardımcısı : Can Esendal
Işık Tasarım : Serpil Coşkun Altuncu
Kareografi : Tanju Yıldırım
Dekor : Murathan Yılmaz
Müzik : Orhan Enes Kuzu
Oyuncular : Kerem Kobanbay, Bedia Ener, Levent Ünsal, Buket Dereoğlu, Vural Buldu, Devrim Atmaca, Nazlı Kar, Ahmet Taşdemir, Can Esendal 


KEREM KOBANBAY

KE-Genelde tiyatroda, özellikle komedi oyunlarında yabancı eserler sahneye konuyor. Siz ise, Üç Nokta oyununu kendiniz yazdınız. Daha zoru denemeyi tercih etmenizin sebepleri nelerdir?

KK- Türkiye’de neredeyse vodvil yazarı yok diyebiliriz. Bu yüzden genelde yabancı oyunlar tercih ediliyor. Vodvil çok edebi bir tiyatro eseri kabul edilmiyor. Bu görüşümün haklı kabul edilebilecek yönleri de var bence. Böyle bir boşluk vardı Türk vodvil yazarları konusunda ki, bende zaten bu konuda uzmanlaşmayı yaklaşık 10-15 yıldır hedef haline getirmiştim. Matematiğini çözdüm sanırım, bu benim 4.vodvilim ve seyirciden de çok iyi reaksiyon alıyoruz. Böyle bir çalışma içindeyim, keyifli gidiyor. Benim için zor olan değil, keyifli olan bir iş diyebilirim.

KE-Komedi oyunlarında kafa karıştıran ve iç içe giren hikayeler çok fazla güldürüyor. Siz de buna bağlı kalarak arapsaçına dönen bir komedi oyunu yazdınız. Oyunu yazarken özellikle böyle bir hikaye olmasına dikkat ediyor musunuz? Ayrıca ilham aldığınız tiyatro eseri ya da yazarı var mı?

KK- Evet bu tür, durum komedisine dayanan bir tür. Bu türde önce durumu kurgulamanız gerekiyor.Sahneleri yazmadan önce repliksiz bir şekilde ard arda sıralıyorum, başını, gelişmesini ve sonunu kafamda oturtuyorum. Ardından repliksiz bir şekilde her sahneyi paragraf paragraf yazıyorum ve sonra repliklere dönüyorum. Oyunda yanlış anlamalar, yalanlar, küçük oyunlar, bir tehdit unsuru ve o tehditden kaçma gibi ögeler var, bu da tam bir matematik meselesi. Örnek aldığım yazarlar ise, Ray Cooney ve Michale Frayn.

KE- Üç Nokta oyununun hem yazarı, hem de oyuncususunuz ve oyunda farklı karakterlere sahip üçüz kardeşleri tek başınıza canlandırıyorsunuz. Bu rollerin altından tek başınıza kalkmak sizi zorladı mı?

KK- Öncelikle bu üç rolün altından tek başıma kalkmadım, yönetmenim Murat Sarı ve oyun arkadaşlarım hepimiz birbirimize her konuda destek verdik.Üçüzlerin birbirinden çok farklı karakterleri olması aslında bir oyuncunun avantajı. Çünkü yakın çizgilerde bu üç farklı tipi verebilmek daha ince bir oyunculuk gerektiriyor.Bu kadar farklı karakterleri de içiçe sokmak keyifli bir iş, becerebiliyorsam ne mutlu bana. Geri dönüşlerden de olumlu sonuçlar aldığımız için güzel bir sezon geçirdik ve bu iyi bir tecrübe oldu. Ayrıca o üç karakter de hepimizin içinde var, dolayısı ile onları içimizden çıkarıp yaşadığımız anda herşey çok kolaylaşıyor.

BUKET DEREOĞLU

KE- Bizimkiler’den Tatlı Kaçıklar’a, Cennet Mahallesin’den Arka Sokaklar’a kadar birçok televizyon dizisinde sizi izledik. Bunun yanı sıra farklı pek çok tiyatro oyununda da yer alıyorsunuz. Dizi mi, tiyatro mu size daha fazla keyif veriyor?

BD- Tabi ki Tiyatro da çok daha farklı bir keyif alıyorum. Ciddi bir efor sarfedip o gün bizi izlemeye gelen yüzlerce seyircinin anında tepkisini almak muhteşem.

KE- Üç Nokta oyununda canlandırdığınız sarhoş kadın Hale rolünü başarıyla canlandırıyorsunuz. Bu role nasıl hazırlandınız?

BD- Evet cidden benim için zordu, çünkü daha önce hiç sarhoş rolünü oynamamıştım ve genel olarak alkol almadığımdan nasıl yapmalıyım, bilemedim. İçsem ne olurdum dedim ve arkadaşımın gece kulübüne bir süre gittim, orada gözlem yaptım ve Hale karakterini kendimce kendime adapte etmeye çalıştım.

KE- Tiyatro yapmaya nasıl karar verdiniz?

BD- Çocukluğumda hiç düşünmediğim bir meslekti nasıl gelişti hatırlamıyorum, ama ailem konservatuvarı şart koşmasa sanırım burada olamazdım.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.