8 Mayıs 2016

CAPTAIN AMERICA: CIVIL WAR



Batman v Superman’in üzerinden çok da zaman geçmeden, Captain America v Iron Man de diyebileceğimiz bir kapışma filmiyle daha ortalık şenlendi. Bu defa Marvel filmlerinin neşeli ve renkli havası, Dc Comics filmlerinin karanlık ve kasvetli ortamı ile yine kapışıyor.
Captain America filmlerinin üçüncüsü olan Captain America: Civil War (Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı), soluksuz bir aksiyon sahnesi ile açılarak hız kesmeden sonuna kadar hepimizi ekrana çiviliyor. Avengers: Age of Ultron’ın sonrasında geçen filmde, kahramanlarımız Yenilmezler takımının verdiği zararlar ve ölümlerden dolayı sorumlu tutuluyorlar. Hatırlarsanız bizimkiler Sokovia’da dünyayı kurtarmaya çalışırken gökdelenler havaya uçtu, binalar yıkıldı, arabalar patladı ve ortalık savaş alanına döndü. Şimdi ise, meydana gelen maddi ve manevi hasarlar dönüp dolaşıp bizim kahramanlara patlıyor ve bunun üzerine BM, kendilerinden artık bir antlaşma istiyor. Sokovia antlaşmasına göre, tüm yaptıklarından dolayı sorumlu tutulan kahramanlarımızın BM’in talimatlarına uyması kararı verilince, bölünmeler başlar ve Iron Man ile Captain America fikir ayrılıklarından dolayı birbirlerine düşerler. Sonrasında ise, kısa bir sürede her iki taraf da kendi takımlarını kurarak bir iç savaş başlatırlar.

Marvel filmleri içinde Captain America’nın hikayesinin her zaman bir ağırlığı, politik havası ve ciddiyeti vardır. Özellikle ilk filmden sonra Winter Soldier, sağlam senaryosu ile göz doldurmuştu. Civil War da yine aynı filmin karakteri Bucky’nin üzerinden gidiyor ve yardımcı süper kahramanlar ile birlikte izleyiciye bir “Avengers” tadı veriyor. Captain America: Civil War, durmak bilmeyen temposu, dövüş koreografilerindeki titizliği, aksiyon sahnelerinin görsel ihtişamı ve senaryosunun düzgünlüğü sayesinde, kendisini Marvel filmlerinin içinde önemli bir yere taşıyor. Her ne kadar çizgi-romandaki hikayeden daha farklı olarak çekildiği söylense de, inanın ne seyrederken, ne de bittiğinde umrunuzda bile olmuyor. Çizgi romanda yer alan Civil War savaşında daha politik, daha siyasi ve derin olaylar döngüsü vardır ve ortada sürüsüne bereket kahraman cirit atar. Ama neticede bu bir film, bir bütçe işi, o kadar da uçamayacakları aşikâr. Şu ana kadar bile çekilen Marvel filmleri o kadar çok çıtasını yükselterek ilerliyor ki, gelecek projeleri düşündükçe heyecanlanmadan yapamıyoruz. 80’lerde çizgi-roman okurken “keşke ilerde bu kahramanların hepsinin filmi çekilse” diye içimizden geçirdiğimiz hayallerimizi bizlere o kadar güzel aktarıyor ki Marvel filmleri, kesinlikle yaratıcısı Stan Lee’nin elini öpmek gerek.

Bu filmde katılan Black Panther ve yeni Spiderman’ın seyirciyle buluştuğu sahneler ise çok keyifli. Her iki kahraman da, takımlarına kısa sürede o kadar güzel uyum sağlıyorlar ki, sanki uzun zamandır bizim ekiple birlikteler havası oluşuyor filmde. Spiderman’in çocuk yaşta olması, bizim kahramanlara olan hayranlığı, ergen davranışları ve çok konuşarak durmadan yaptığı espriler aksiyon sahnelerindeki ciddiyeti biraz bozuyor fakat bir o kadar da eğlendiriyor. Bence Marvel filmlerine çok sağlam bir giriş yapıyor yeni bızdık Spiderman. Black Panther ise gerçekten gerek kostümü, gerek özellikleri ile sıradışı ve gösterişli bir kahraman. T’Challa’nın Black Panther oluşunun altında yatan sırrı öğrenmek için 2018’de vizyona girecek olan solo filmini beklemekten başka çaremiz yok tabii ki.

Filmin en heyecan veren sahneleri havaalanındaki her iki tarafın West Side Story tadındaki çete savaşı. Bu muazzam kapışmayı izlerken, sağlam aksiyon sahneleri ile dolu harika bir görsel şölen çıkıyor ortaya. Ant-Man, sevimli ve neşeli tavırlarının yanı sıra, büyüme ve küçülme olayı ile savaş sırasında takıma büyük bir yardım sağlıyor. Iron Man, Captain America ve Black Widow (Romanoff)‘ı ana karakterler olarak kenarda tutarsak eğer, diğer yan kahramanları oluşturan Vision ve Scarlet Witch (Wanda) bu filmle birlikte daha ön plana çıkıyor, Falcon tam manasıyla kendini gösteriyor ve show yapıyor. Hawkeye ve War Machine kısa ama önemli görevleri üstlenerek takımlarına destek veriyorlar. Tüm kahramanların yanında kesinlikle bu filmin en sağlam karakteri bana kalırsa Bucky (Winter Soldier). Film boyunca mükemmel dövüşüyor ve hem iyi, hem kötü karakterinin hakkını tam anlamıyla veriyor. Bu arada az görünseler de, Marisa Tomei ve Martin Freeman gibi iki sevilen oyuncuyu bir Marvel filminde izlemek gayet keyifli.

Yalnız Captain America: Civil War’ın kötü karakterler konusunda biraz sıkıntısı var. Filmin ilk kötüsü olan Crossbones (Rumlow) daha ilk başta kısa sürede harcanırken, diğer kötü adamı oynayan Helmut Zemo (Daniel Brühl) ise, bu kadar görkemli bir Marvel filminde fazlasıyla sönük kalıyor. Final sahnesindeki mükemmel Iron Man ve Captain America kapışması hem çok heyecan veriyor, hem de ikisini o halde görmek biraz içimizi burkuyor.
Captain America: Civil War, beklentilerinizi sonuna kadar karşılayan, ciddiyeti ve mizah dozu ayarında olan, tadı damağınızda kalacak aksiyon sahneleri ile dolu unutulmayacak bir Marvel filmi. En güzeli ise, film bittikten sonra eskiden salonda 2-3 kişi kalırken, şimdi salondan 2-3 kişinin ayrılması. Çünkü artık Marvel fimleri çoğaldı ve hepimiz biliyoruz ki, bir Marvel fanı film bittiğinde salondan çıkmaz. Unutmayın bu filmde iki kere beklemeniz gerekiyor.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.