30 Mayıs 2016

RADIO SILENCE ile RÖPORTAJ


Korku filmlerine gönül verenlerle yaptığım röportajlar serisinde bu kez 3 çılgın genç yönetmen var. Matt Bettinelli-Olpin & Tyler Gillett ve Chad Villella adlı yönetmenlerimiz  tüm işlerini ortaklaşa yaptıklarından kendilerine  Radio Silence adını vermişler. Bu grup çalışmalarına ilk başta kısa eğlenceli korku filmleri çekerek başlamış, daha sonra da uzun metrajlı korku/gerilim filmlerine el atmışlar. Radio Silence adındaki bu ekip,  V/H/S, Devil’s Due ve Southbound filmlerini yazmış, yönetmiş hatta filmlerinde oynamışlar.

Sosyal medya üzerinden kendilerine tek tek ulaşıp sohbet etme fırsatı yakaladığımda gördüğüm en önemli şey; her birinin yaptıkları işleri severek ve eğlenerek ortaya çıkarttıklarıydı. Gerçekten çok çılgın fikirleri olan ve değişik işler peşinden koşan bu 3 arkadaş grubu, kesinlikle ilerleyen zamanlarda çok enteresan korku/gerilim filmlerine imza atacaklar gibi gözüküyor.

Radio Silence ekibi, www.populersinema.com ‘da  ve sosyal medya ortamında yayınlamak  üzere sorduğum soruları beni kırmayıp, bir araya gelerek ortaklaşa cevapladılar. Kendilerine çok teşekkür ediyor başarılar diliyorum.

Radio Silence hakkındaki tüm detaylar için www.hiradiosilence.com web sitesini  ziyaret edebilirsiniz.

KE- Birlikte korku filmleri yapmaya nasıl karar verdiniz? Korku filmi tutkunuz nereden geliyor?

RS- Harika soru! Birlikte çalışmaya 2009 Ekim'inde bizim İnteraktif Macera kısa filmlerimizden biri olan Doğumgünü Partisi'nde (bu da linki: https://www.youtube.com/watch?v=eDn0ow8EzcU) başladık. Aksiyon/Macera/Komedi tarzında başlamamıza rağmen zamanla benzer karanlık espri anlayışına sahip olduğumuzu fark ettik. Kısa filmlerimizden "Dağ Şeytanı Şakası Korkunç Bir Şekilde Başarısız Oldu" (linki burada: https://www.youtube.com/watch?v=5gavMcrpT4U ) yapımcı Brad Miska'nın gözüne takıldı ve bize orijinal V/H/S'nin bir parçası olmayı teklif etti. O zamandan beri korku türündeyiz. Korku türüne olan tutkumuz kendi kişisel korkularımızın üzerine gitmemizden geliyor. 

Yaptığımız herhangi bir şeydeki gibi, bize korkunç gelen ve hakkında kabuslar gördüğümüz alanları ve fikirleri keşfetmek istiyoruz. V/H/S'den Southbond'a kadar keşfettiğimiz bütün konular, üzerine gitmek istediğimiz köklü kişisel korkularımızdan geliyor. Bu korkuların bazıları çok saçma olmasına rağmen, (mesela V/H/S'deki gibi yanlış adrese gitmek) bazıları çok daha ciddi (Southbound'da keşfettiğimiz suçluluk ve pişmanlık hissi gibi). Bunların hepsi kişisel seviyeden gelen şeyler bize. Ayrıca, yaptığımız işlerde biraz komedi ya da mizah anlayışı arayışımızın sebebi de bu. Çünkü hayat tam da böyle, değil mi? Biraz eğlenceli, biraz korkutucu.

KE- Radio Silence olarak korku filmleri yazıyor, yönetiyor ve filmlerde oynuyorsunuz. Nasıl bir iş bölümü yapıyorsunuz? Tartışıyor musunuz hiç?

RS- Her şeyle biz ilgileniyoruz, üretimin her aşamasıyla. Yazılması, yönetilmesi, oyunculuğu, düzenlenmesi, finansmanı ve diğer işle ilgili bütün işlemlerle. Bütçelerin çok çok kısıtlı olduğu bağımsız yapımlar söz konusu olduğunda, üretim kaynaklı sorunlara yaratıcı çözümler bulmak zorundasınız. Bu durum sizi, her şeyi projeye yarar sağlayan şekilde yapmanız konusunda deneyimli hale getiriyor. İşlerle başa çıkmanın eğlenceli bir yolu bu. Setteki iletişim açısından, projeye hepimiz aynı noktada oluncaya kadar hazırlandıktan sonra başlıyoruz. Bu şekilde hızlı ve etkili bir şekilde oyunculuk, yönetme işleri ve çekimleri tamamlayabiliyoruz. Ve bu şekilde bir şey yanlış giderse direkt ietişim kurup düzeltme imkanına sahip olmuş oluyoruz. Mesela bu korkunç kötüydü, hadi tekrar yapalım diyebiliyoruz.

KE- Neden V/H/S’in devam filmlerinde yer almadınız?

RS- V/H/S serisinin bir parçası değildik. Devam filmlerinde yeni korku yönetmenlerine de bir şans vermenin harika olacağını düşündük, bunun dışında başka bir sebebi yok. V/H/S'yi kendi işimizi dünyaya sunmak açısından bir fırsat olarak gördük ve diğerlerine de bu fırsatı tanımak istedik. Bunun yanı sıra V/H/S'nin Sundance'teki galasından aylar sonra Devil's Due filminin ön prodüksiyonu içindeydik. Ve bu da bizim fazlaca zamanımızı aldı.

KE- Çektiğiniz filmler arasında en beğenilenleri hangisi oldu, Neden?

RS- Bana kalırsa en popüler filmimiz ilk işlerimizden Roommate Alien Prank Goes Bad (Linki: https://www.youtube.com/watch?v=gWqI0U3pBdA ) . Bu video dijital ortamda tanınmamızın sağlayan ilk işlerimizden biri. Ayrıca komedi ve korku elementlerini bir araya getirmeyi ne kadar sevdiğimizin de bir nevi temsili. Kısa, sevimli ve beklenmedik bir sona sahip. Ve popülerlik yönünden şimdiye kadar yaptıklarımız arasında en çok izlenen işlerimizden biri.

KE- Filmleriniz yaratırkan ilham aldığınız yönetmenler var mı?

RS- Harika soru daha ! 3 kişi olduğumuz için, ilhamımız korku ve diğer türlerde bir çok farklı yönetmenden geliyor. Bizi en çok etkileyenler büyük yönetmenlerden Steven Spielberg, Martin Scorsese, Stanley Kubrick ve Sam Raimi diyebiliriz. Hayranlık duyduğumuz diğer isimlerden ise Coen Kardeşler, David Fincher ve Christopher Nolan'ı sayabiliriz.
Oldukça başarılı yönetmenlerin işlerinden ilham almanın en güzel yanı, bu işi en iyilerinden öğrenmiş olmak. Fakat yine de o işi sizin yapan, size özel yapan şeylerden de içermeli yaptığınız şey. Sizin dışınızda diğer insanların neler yaptığının ve neden onları sevdiğinizin farkında ve bilgi sahibi olmak çok önemli diye düşünüyorum. Kendinizi temelden eğiterek ve bu temelde bir şeyler ürettiğinizde bir şeylerin yanlış gitmesi imkansız.

KE- Korku filmi çekmenin ne gibi zorlukları var? Sette yaşadığınız zor anlar mutlaka olmuştur. Bize biraz anlatır mısınız?

RS- Sette zorlayıcı zamanlar hep olacaktır, ama yeterince hazırlıklıysanız genelde bir şekilde zor durumlarla başa çıkabiliyorsunuz ve krizden fırsat yaratabiliyorsunuz. Bence kendimizle gurur duyduğumuz bir şey varsa o da, sıkıntılı süreçlerle yumuşak ve etkili bir şekilde başa çıkmamızdır. Bu yetkinlik aslında yıllar boyunca ya çok az ya da hiç bütçemiz olmadan çalışmamızdan ve sürekli çıkan farklı farklı problemlere karşı yaratıcı çözümler üretmemizle elde edildi. Problemlerin büyük bir çoğunluğu bütçe kısıtlamaları kaynaklıydı ve bütün projeyi hasara uğratmadan beklentilerimizi ayarlamak için yaratıcı çözümler bulmak zorundaydık.

İnsanların gördüğü tek şey film ve sette ne olursa olsun filmde hataya yer yok. Herkes ve herşey orada filmi sunmak ve olabildiğinde iyi olması için varlar.
Setteki oyuncular, diğer insanlarla uğraşma açısından, basit ve kesin iletişim,  herkesin aynı noktada olduğundan emin olmak gibi zaman zaman çıkan aksaklıkların giderilmesinde çok büyük bir öneme sahip. Herkes orada çalışmak ve iyi zaman geçirmek için var ve herkes projenin olabileceğinin en iyisi olabilmesi için elinden geleni yapıyor. Saygılı olmak ve yaptığı işten keyif almak inanılmaz derecede önemli. Filmler hiç bir zaman tek kişiyle yapılmaz, iyi bir takım ve çevre sahibi olmak kritik öneme sahiptir. Sette geçirdiğimiz en zor zamana gelince; Kaliforniya'da Death Valley'de çekim yapıyorduk, hava inanılmaz sıcaktı ve çölde uzay kıyafetleri içindeydik. Anlayacağınız yaptığımız en akıllıca şey sayılmazdı ve dahası Matt geceyi hastanede geçirmek zorunda kaldı.

KE- Bize yeni projeleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Korku filmlerine devam mı?

RS- Bizim her zaman aynı anda birden çok projemiz oluyor, çünkü hangisi hayata geçer hiç bilemiyoruz. Hokkabazlık gibi aslında, belli bir zamanda havada uçan birden çok topunuz olmak zorunda. Şu an üzerinde çalıştığımız ve bizi en çok heyecanlandıran işlerimizden birisi aslında bir korku projesi bile değil. Çocuklar için bir program. Bu sahada keşiflerde bulunmayı ve hem profesyonel olarak hem de şirket olarak daha geniş alanlara yayılmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu arada hazırda bir çok korku türünde fikirlerimiz de var ve gelişme sürecinde bekliyor. Onlardan birinin bir sonraki filmimiz olacağına eminim.

KE- En beğendiğiniz korku filmlerini yazar mısınız?

RS- Favori filmlerimizden bazıları: The Shining, The Exorcist, JoyRide, It Follows, The Strangers, Ils, You’re Next, Funny Games, Nightmare on Elm Street, The Evil Dead

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.