14 Haziran 2016

DEMONIC


Korku-gerilim filmlerini en iyi pazarlama yöntemi olan “… filmlerinin yapımcısından ya da yönetmeninden”  cümlesi artık bir moda haline geldi. Kendini kanıtlamış olan yönetmenlerin adını afişin bir kenarında gördüğümüzde ne yapıp edip o filmi bir şekilde izlediğimiz bir gerçek. İşte James Wan bu konuda son yılların en güzel örneklerinden birisi. Saw I-II-III ‘in yanında The Conjuring ve İnsidious gibi başarılı filmleri yöneterek korku filmi kitlesinin gözünde artık belli bir yeri olan James Wan bu defa Demonic’e yapımcı olarak katkıda bulunuyor. Kendisinin perili evler ve korku seansları üzerine oldukça işi çözmüş olduğu gerçeği Demonic’te kendini gösteriyor. Yönetmen Will Canon’ın kendi tarzındaki kurgusal yaklaşımı ve James Wan’ın paranormal olayları klişeden farklı boyuta taşıması filmin tüm havasını değiştiriyor.

Hikaye, geçmişte Louisiana’da bir evde yaşanmış olan korkunç bir olayın sır perdesini araştırmak isteyen bir grup gencin etrafında geçiyor. Evde daha önce gerçekleşmiş sonu katliamla biten bir ruh çağırma seansından yıllar sonra tekrar bu evle bağlantısı olan bir gencin sorgusuyla ile başlıyor film.  Cinayetler hakkında birçok bilgiye sahip olan John filmin kilit noktasını oluşturuyor ve o anlattıkça olaylar daha da karmaşık bir hal almaya başlıyor. Evde bulunan kameraları izleyerek anlatılanları bir mantık zincirine oturtmaya çalışan polisin kafası ne kadar karışıyorsa seyircinin de kafası bir o kadar bulanıyor.

Geçmiş-günümüz ikilemi şeklinde ilerleyen Demonic, başından sonuna kadar akıcılığını hiç kaybetmiyor tam tersine gizemi daha da arttırıyor. Başlarda klişe gibi ilerleyen filmin temposunun düşmemesinin en güçlü sebebi korku/gerilim unsurlarının polisiyeyle birleştirilmesi. Seyirciyi ister istemez sorgulama sırasında anlatılanlar doğrultusunda yönlendiren film,  aslında verdiği ipuçlarıyla finale doğru şaşırmamız için bizi farklı fikirlere yönlendirmeyi başarıyor. James Wan’ın el attığı diğer filmler gibi oldukça karanlık bir atmosfere sahip olan Demonic, sonlara doğru tahmin edilenlerin dışında sürprizlerle dolu bir hal alıyor. Demonic’i seyrederken eski birçok filmi hatırlamanız mümkün. Korku-gerilim filmlerinin çoğu temel olarak birbirine benziyor, önemli olan biraz değişiklik katarak filmi farklı bir hale getirebilmek. Demonic’te bunu az çok başarabilmiş bir film olsa gerek ki, içinde öykünün derinliğini çıkartacak ne ararsanız var. Perili ev, paranormal olaylar, ruh çağıran gençler, cinayetler, kameralar ve bunların peşinde bir polis ekibi ile bir psikiyatrist.

Aniden sıçratma özelliğine sahip her türlü efektin yerli yerinde olduğu Demonic’de genç oyuncuların performanslarının çok iyi olduğunu söylemek zor. Mario Bello ( Dr. Elizabeth Klein )’nun sorgulamayı yapan psikiyatristi ve Frank Grillo ( Dedektif Mark Lewis )’nun olayın peşindeki bir polisi canlandırdığı Demonic , tam anlamıyla ortaya karışık, vasatın üstünde ve hafiften sürprizli bir film olmuş. Piyasada birbirine benzeyen bolca gerilim filmi varken, bu defa daha karmaşık ve enteresan bir şeyler olsun diyenler için Demonic beklentinizi karşılar.


Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.