6 Haziran 2016

WARCRAFT


Warcraft (İki Dünyanın İlk Karşılaşması), tüm dünyada milyonlarca fanatiği olan Blizzard firmasının 1994 yılında ürettiği bilgisayar oyunundan uyarlanan fantastik bir macera filmi. Başlarda, yönetmen Duncan Jones’ın önceki işlerindeki kadar büyük bütçeli ve CGI’ların fazlasıyla cirit attığı dev bir öykünün altından nasıl kalkacağı aslında düşündürmüştü. Moon ve Source Code, kaliteli ve senaryosu çok düzgün filmlerdi, fakat Jones’ın üstlendiği Warcraft, oldukça görkemli, detaylı ve incelik isteyen müthiş bir iş. Sonuç olarak öykünün işlenişi, efektleri ve her türlü ayrıntısı ile ortaya çok iyi bir film çıkartan Duncan Jones, bu destansı uyarlamanın ilk filminin altından başarıyla kalkıyor.

Warcraft’ın oyunuyla fazla haşır neşir olmayan birisi olarak, direkt filmiyle bu fantastik dünyaya giriş yaptığımdan, özellikle yabancı basında yer alan fanatiklerin olumsuz eleştirileri beni pek ilgilendirmedi açıkçası. İçeriğinde inanılmaz ayrıntılar barındıran bu büyük oyunun, yıllar sonra bir film olarak beyazperdede karşımıza çıkması bile, tüm olumsuzlukları bir kenara bırakın, harika bir olay.

Film, insanların yer aldığı Azeroth krallığı ile ülkelerini terk eden ve kendilerine yeni bir yer arayışında olan Ork’ların arasındaki mücadeleyi anlatıyor. Büyüyle açılan bir geçitten geçen ve insanların başına bela olan Ork’lar da, aslında kendi aralarında ikiye bölünmüş vaziyetteler. Bir yanda “Fel” adındaki büyük bir güç ve onun sağ kolu olan vahşi “Gul’dan” ın yönettiği Horde sınıfı, diğer yanda ise, daha çok aile kavramıyla yaşayan barışa yatkın bir Ork sınıfı var. Azeroth tarafında ise, Kral Llane,  hem başarılı bir koruyucu hem de komutan olan Lothar ve Medivh adında, aynı zamanda muhafız olarak da bilinen bir büyücü bulunuyor. Filmin en önemli karakterlerinden birisi de, Azeroth’lular  tarafından esir alınan insan ve Ork arası bir dişi olan Garona.

Devam filmleri çekilecek olan Warcraft’ın en güzel yanı, çok itinalı ve düzgün bir şekilde seriye giriş yapmış olması. Film boyunca LOTR’daki orta dünya ırklarının neredeyse çoğuyla karşılaşmak ve yaratılan fantastik dünyadan dolayı Warcraft’ı  LOTR ile kıyaslamak mümkün. Film, LOTR’daki kadar derin ve dolu bir senaryoya sahip değil. Fakat kesinlikle ne hikayenin gidişinde ne de görsellikte göze batan bir taraf yok, hatta beklentimin çok da üstünde çıktı. Hikayenin ana temelini oluşturan Ork’ların yanı sıra, Elf’ler ve Hobbit vâri cüceler de ortada sıkça geziniyor. Oyuna bakıldığında çok karışık gibi gözükse de Warcraft filmi, karakterlerin düzgün tanıtımı, senaryonun çorba olmadan sade bir şekilde ilerleyişi sayesinde hiçbir karışıklık barındırmıyor.

Karakterler için seçilmiş oyuncuların çok iyi planlanmış olması filmin izlenebilirliğini daha da arttırıyor. Filmde, Dominic Cooper Kral Llane’a, MI: Ghost Protocol’ın güzeli Paula Patton Garona’ya, daha çok karakteristik roller ile tanıdığımız, benim de çok sevdiğim Ben Foster büyücü Medivh’e ve “Vikings” dizisinin kralı Ragnar’ı oynayan Travis Fimmel ise Azeroth komutanı Lothar’a hayat veriyor. Özellikle Travis Fimmel’in Vikings dizisinde canlandırdığı Ragnar Lothbrok’ın kendine özgü hareketlerini ve mükemmel bakışını birebir Lothar karakterine taşıdığını fark etmemek mümkün değil. Ayrıca karakterlerin arasındaki diyaloglar net ve anlaşılır durumda olduğundan hikayeye konsantre olmak daha da kolaylaşıyor.

Ork’ların her birinin detayları o kadar şık ve gerçekçi tasarlanmış ki, bilgisayar ortamında yapılmış olduğunu bile düşünmek çok zor. Filmin her karesini izlerken, CGI’ın teknolojik boyutlarının nereye geldiği de çok iyi anlaşılıyor. Irkların, hayvanların, karakterlerin kostümleri, mekanların ve ortamın renkleri, görsel estetiği LOTR’i aratmayacak kadar mükemmel yaratılmış. Warcraft, sadece aksiyon ve görselliğin ön planda olduğu bir film değil aslında. Sömürgeleştirilmekte olan bir halkın, topraklarını korumak üzere verdiği savaş sırasında her iki tarafta yaşanan dramatik olaylar da filmin arasına serpiştirilmiş durumda. Bir arada yaşama çabaları, büyücülerin savaşı, taraf seçimleri, ihanet, merhametsiz hükümdar, bencillik, nehire bırakılan bir bebek vb. gibi detaylar sürmekte olan savaşın yanında, hikayeyi daha duygusal ve destansı bir hâle getirmeye çalışıyor. Finalde ise, zaten serinin devam filmleri için açık kapı bırakılmış durumda.

120 dakikanızı asla boşa harcatmayacak, epik ve fantastik bir dünyanın içinde yer almak isterseniz, Warcraft bu imkanları ayağınıza getiriyor. İnternet ortamını, Dvd’sini veya Blu Ray’ini beklemeyin, kıyın paranıza ve IMAX’de izleyin. Sonra tekrarını evinizde yaparsınız.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.